Meyvesepeti Geziyoor...

PARIS 5.gün (04.07.2009)

Kategori: FRANSA


Dün bize otel sahibinin tarif ettiği Paris'in güney batısında yer alan Versailles'e gitmeye karar veriyoruz. Bunun için bize adamın yazdığı küçük notu alıyoruz. Önce train-A sonra da aktarma ile train-B'ye biniyoruz. Train B'yi beklerken 4 istasyondan doğru mu yanlış mı bindik die tereddüt ederek trende trenin Versaillers'e gidip gitmediğini soruyorum. Kız yok diyince iniyoruz ama o tren aslında Versaillers'e gidiyormuş:( Kıza sinir ola ola 15 dk daha bekliyoruz. Olsun Erdal diyorum belkide başımıza gelecek olacak olan bir beladan kurtulmuş oluyoruz. Bir oturakta oturuyorum işyerinin verdiği E71 telefonumu çıakrıp wireless var mı yok mu diye bakıyorum. O sırada yanıma anormal iri bir zenci kadın oturuyor. Kadının boyu 190 var ve iri yarı bir tip. Sonra bana Fransızca bişiler soruyor. Ürküyorum. In English diyorum. Cep telefonumun deri kabını nereden aldığımı soruyormuş :) Kendisi de çantasından E63 çıkarıyor. Bende o tip bir cep kabı arıyorum diyor. Türkiye'den aldığımı söyleyince ımm diyip trenine gidiyor. Sonra bizim tren geliyor. Aynen bizim kara tren gibi bir tren:) Kapılar açılıyor içeri giriyoruz Erdal bana sesleniyor dikkat et Betüüül basmaaa...
Ayyyy bir bakıyorum trenin tam ortasında kocaman bir köpek pisliği. Vagon anormal biçimde kokuyor. Burnumuzu tıkayıp oturuyoruz. Diğer vagona geçelim diyorum Erdal Bey geçmiyor:( Bir 25 dk sonra Versailles'e geliyoruz. Bu arada trende garip bişi daha oluyor. Buranın dilencileri de bir garip. Ellerine plastik kartlar bastırmışlar. Sarı ve üzeirnde notlar var. 10 tane kartı trende yolculuk eden insanlara dağıtıyorlar sonra geri gelip topluyorlar. Kartta da şu yazıyor. Biz Bosna Hersek'den gelen mültecileriz. 3 kardeşimle burada hayatımızı sürdürmeye çalıyoruz vs vs işte bize yardım edin:) Derdini analtmaya bile yeltenmiyor :) Birde kartın bir yüzünde Fransızca diğer yüzünde ingilizce yazıyor. Dilencileri de uluslararası çalışıyor :)
Tren Bden inince bir markete giriyoruz. Alt katı derin dondurucu gibi anormal soğuk. İnip kola meyve ve su alıyoruz. buradaki market Paris'in merkezindeki marketlerden çok daha uygun... Saray'a geliyoruz. 3 farklı giriş var. Biri alt fotoğraftaki sağdaki giriş, diğeri soldaki 3. de karşıda stunların olduğu yerin solundan. Hepsini gezmek için bir gün yetmeyeceği için bize tavsiye edilen şekilde Grand Canal ve bahçeleri gezmek için karşıdaki girişten giriyoruz. Kişi başı 8.5 euro ile sarayın bahçesini gezmeye başlıyoruz.

Saraya bahçesine giriyoruz bir katalog alıyoruz. Gezinip fotoğraf çekmeye başlıyoruz. Parkın etrafında 85 adet stun heykel bulunuyor. Saraya en yakın havuzun başında ise bir dolu bronz heykel var.

Sarayı arkanıza alıp grand canal'a bakınca bir an önce oralara inip gezmek istiyoruz...

85 adet stundan bir kaçı...
 
Bu atlı heykeli olan havuz muhteşemdi...

Veee kanal etrafında yürürken muhteşem budanmış ağaçların arasından devam ediyoruz.
 
Bulduğumuz gölgeye oturuyoruz. Erdal Bey'in çantasından çıakrdığı meyveleri yiyoruz. Çöpümüzü atmıyoruz. Ve insnalarda etrafa bir tane bile çöp atmıyorlar...
 
Grup grup oturmuş insanlar şampanyalarını yudumlayıp kuruyemiş cips kıvır zıvır yiyorlar...

Saray Bahçesi'nin en zak noktasına kadar yürüyoruz. Yoruluyoruz. Eşimde bende huysuzlanıyoruz:)

İnsanlar bisiklet sürüyorlar. Biz neden kiralamdık diye söyleniyorum:) Ve turumuzu bir mola daha vererek tamamlıyoruz.

Kanalda insanlar kayıtlarla sandal sefası yapıyor...

Sandalyelerini şampanyalarını alıp gelmiş olan iki yaşlı ise kitap okuyorlar...

Bu aile çok sevimliydi. Yanlarında minik toparlakça bi oğlan ama anormal sevimli. Annesi ile babasının uykusu geliyor. Bu da aralarında emekleyip duruyor. Önce annesine geliyor karnına dokunuyor sonra gidip annesinin yüzünü seviyor dokunuyor temas ediyor.. Sonrada babasının yüzüyle oynuyor. Anne ile baba uyumak istiyor ama bu minik onları uyutmuyor. Çocuk yere serdikleri serginin de dışına asla çıkmıyor :) Anne ile baba uyanınca yeni yürümeye çalışan ufaklığı alıp kanala doğru yürütüyorlar çimler üzerinde... Biz de bu son molamızdan sonra bisiklet kiralanan yere geliyoruz. Gişenin kapanmasına yarım saat var. Kişi başı 4.5 euroya bisiklet kiralıyoruz. Ve saray bahçesini tam hızla bir tur atıyoruz. Ve 35 dkda tamamladığımız turun bisikletlerini teslim ederken kimliklerimizi almayı unutmuyoruz.
 
Bu da içindeki meyveleri bittiği için boş kalmış Erdal Bey'in sırt çantası:)
 
Bisikletleri verince tere batmış olan biz kanalın kearındaki kuğulara ot atıyoruz. Geziyoruz...

Bu küçük Fransız kızının fotoğrafını çekerek başka bir kapıdan Versailles sarayının bahçesinden ayrılıyoruz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

09:27 - 10/7/2009 - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Gezelim Görelim :)
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Kategoriler
Son Yazılar
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009)
- Brüksel 3.gün (05-11-2009)
- Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009)
- Amsterdam 2.gun (07-11-2009)
- Amsterdam 3.gün (08-11-2009)
- PARIS 1.gün (29-06-2009)
- PARIS 2. gün (01-07-2009)
- PARIS 3. gün (02.07.2009)
- PARIS 4.gün (03.07.2009)
- PARIS 5.gün (04.07.2009)