Meyvesepeti Geziyoor...

PARIS 2. gün (01-07-2009)

Kategori: FRANSA


Bir önceki gün çook yorulmuşuz ama sabah eşimle birlikte uyanıyorum. Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra ekibi toplantıya uğurluyup bende hazırlanıp çıkıyorum. Bir önceki günden metronun 1. hattında Louvre Museum durağının olduğunu görmüştüm.  Aynı hatta biniyorum.. Ve kapının önünde saksafonla bir şenlik başlıyor...

Orada iniyorum. Ve müzeye giriyorum... Arka kapıdan içeri giriyorum. Piramit tam karşımda aman yarabbim deli gibi bir sıra... Bu sırada sanırım 2-3 saat beklerim diyorum ama olsun planım bugün müzeyi gezmekten yana geç de olsa erkende olsa sıraya giriyorum :) Sırada kova içinde buzun yanında su satan mültecilerden 1 euroya su alıyorum. Sonrasında keşke bi tane daha alıp çantama atsaydım diyorum:) İçeride 1 su+1 coca colaya 8 euro veriyorum:)
 
Sıranın yarısı işte bu soldaki:) Ama 1 saat geçmeden piramitin altına iniyorum. 9euroya biletimi alıyorum. Zemin katta audio guide veriyorlar. 6 euroya alabiliyorsunuz. Ondan alacağım diye bir sıra daha beklemeye tahammülüm kalmıyor. Plakalarda en azından İnglizce açıklamalar vardır diye içeri giriyorum. Ancak tüm levhalar Fransızca. Salon numaralarının olduğu tabelalar bile Fransızca:) Gişede 9 euro bozuğum olmadığı için 100 euro uzatıyorum ve kadın bana sinirli sinirli bişiler söylüyor. (tabi Fransızca) Bende sinirlenip saydırıyorum. Bozuk param olsa elbette size veririm. Bu sizin göreviniz vs gibi. Kadına bir de pis bir bakış atıyorum ve içeri giriyorum.
 
Müze 4 katlı. -1, 0, 1 ve 2. Her katta farklı salonlar var. Salonların katalogunu bilet gişelerinin olduğu katta bulunan informationdan alabiliyorsunuz.
Bu katalogu bana öncesinde Necati verdiği için (ona tekrar teşekkür ediyorum) Aşağı yukarı gezmek istediğim yerleri biliyorum.

Aldığınız katalogda kat planı şöyle:

-1. Kat:
Arts of İslam
Sculptures
Egyptian Antiquities
Greek, Etruscan and Roman Antiquities
History of the Louvre
The Medieval Louvre
Temproray exhibition halls

0.Kat:
Sculptures
Oriental Antiquities
Egyptian Antiquities
Greek Etruscan and Roman Antiquities
Arts of Africa, Asia, Oceania and Americas

1. Kat:
Objects d'art
Egyptian Antiquities
Greek Etruscan and Roman Antiquities
Paintings
Print and Drawings
Temprorary exhibition halls

2. Kat:
French paintings
Prints and French Drawings
German, Flemish, Dutch, Belgian, Russian, Swiss and Scandinavian Paintings
Temproray exhibition halls

 Elime bir kat planı alıp Richelieu, Sully, Denon adı verilen salonlardan ilk olarak zemin kattaki Richelieu salonuna heykellerin bulunduğu yere giriyorum. Minik pramitlerden birinin altında ortadaki heykellere bayılıyorum. Nasıl gerçekçi nasil canlanıp gelecek gibi...

Tomb of Philippe Pot (1428–1493) Fransız asil askeri diplomatın mezarı.

Kimin bilmiyorum ama bu heykeli çok beğendim. Gözlerinin içine baktım canlanıp benimle konuşacak gibiydi:)
 
Code of Hammurabi. Hammurabi Kanunlarının tableti. Tarihin en eski ve en iyi korunmuş kanun tabletlerinden bir tanesi. Tarihi taa MÖ 1700li yıllara dayanıyor.  Mezopotamyada bulunmuş ve Babil Kralı tarafından yazdırılmış. (Mezopotamyada bulunan bir eserin Fransa topraklarında sergileniyor olmuş olmasıda ilginç ama neyse diyerek diğer salonlarda gezmeye devam ediyorum:) )

Vikipedide bulduğum Akat dilinde yazılmış kanunlardan bazılarını aşağıya yapıştırıyorum. 282 madde olan kanunlardan 13. madde uğursuz olduğu için yazılmamış.

  • 195.madde:Eğer bir oğul babasına vurursa onun elleri balta ile kesilir.
  • 196.madde:Eğer bir adam başka bir adamın gözünü çıkarıra onun gözü de çıkarılır.
  • 197.madde:Eğer bir kişi başkasının kemiğini kırarsa onun kemiğide kırılır.
  • 200.madde:Bir adam kendisi ile eşit olan birinin dişini kırarsa onun da dişi kırılır.
  • 201.madde:Bir kişi azad edilmiş bir adamın dişini kırarsa bir mina altının 1/3'nü verir.
  • 218.madde:Bir doktor operatör bıçağı ile derin bir yarık açarsa ve hastayı öldürürse ya da bıçak ile bir tümörü açıp gözü keser ise doktorun elleri kesilir.
  • 226.madde:Ustanın bilgisi olmaksızın bir berber satılmayan bir kölenin üzerindeki kölelik işaretini silerse bu berberin elleri kesilir.
  • 229.madde:Bir inşaatçı herhangi bir kişi için bir bina inşa eder ve bu binayı uygun bir şekilde yapmazsa ve onun inşa ettiği bina yıkılıp sahibini öldürürse, inşaatı yapan öldürülür.
  • Bir kimse bir eve girecek delik açarsa, o deliğin önünde ölümle cezalandırılır ve gömülür.
  • Bir evde yangın çıkar ve oraya yangını söndürmeye gelen bir kimse evin sahibinin malında göz gezdirip evin sahibinin malını alırsa, kendisi de aynı ateşe atılır.
    adam kendisine bir çocuk veren karısından ya da kendisine bir çocuk veren kadından ayrılmak isterse, o zaman karısına çeyizini geri verir ve çocuklarına baksın diye tarlanın, bahçenin ve malların bir kısmının kullanım hakkını verir. Çocuklarını büyüttüğü zaman çocuklara verilenlerden bir parça, oğlanınkine eşit olan bir parça da ona verilir. Ondan sonra kalbinin erkeği ile evlenebilir.
  • Bir adam bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmetçi verirse ve çocuklarına bakarsa; ancak, buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam ikinci bir kadın alamaz.
  • Bir adam bir çocuğu evlatlık alır ve oğlu olarak ona ismini verirse ve onu besleyip büyütürse, büyümüş bu çocuk bir daha geri istenemez.

  • Seated Statue of Ramses II:  Milattan önce 1200 lü yıllarda yaşamış Ramses'in anıtı.
    Aphrodite known as Venus de Milano

    Bu heykel çok dikkatimi çekti. Çarmaha gerilen İsa ve bileğindeki kan izleri...

    St. Mary Magdelene, G. Erhart
     
    Napolyon'un sarayındaki Vitraylar.

    Emin değilim ama İran Halıları
     
    Napolyon III'ün sarayı.
     
    Toplantı odaları

    Veee tabloları...
    Paintings salonuna giriyorum. Adını sanını bilmediğim kendimi hiç bu kadar cahil hissetmediğim bir ortamda buluyorum. Çok anlamasam da portrelere bayılıyorum. Dinlene dinlene sanırım biraz da boş bakaraktan geziyorum....

    Pierrot, once called Gilles, J-A Watteau

    Souvenir from Mortefontaine C.Corot

    Coronation Crown of Louis XV
     
    The Winged Victory of Samothrace: Milattan önce 200lü yıllarda heykeltraşı bilinmeyen bir eser. Gökten inerken kollarını kaybettiği sembolize ediliyormuş..
     
    Leonardo Davinci'nin en ünlü eseri Mona Lisa İtalyan Rönasansı döneminde oluşmuş. Davinci 1503 de başladığı eseri ölmeden önce Fransa'ya yerleşip 1519da bitiriyor. Esrarengiz bakışlı Mona Lisa...

    The Wedding Feast at Cana, Veronese
    İsrail'in kuzeyinde Cana adı verilen bölgede İsa'nın katıldığı bir düğün merasimi ve havarilerini resmetmiş... Öyle büyük bir tabloydu ki duvardan duvara... Tek kareye zor sığdı. Mona Lisa'nın tam karşısında. İki tablo tek salondaydı.

    Müzeden bir görüntü...  Sağ salonda Mon Lisa var.
     
    The Club-Footed Boy J.de Ribera

    The Raft of the Medusa, T. Gericault
    Fransız duygusallığının sembolü olan tablo, Théodore Géricault adındaki ressamının 27 yaşında tamamladığı eser.
     
    Sabah 9:30 da sıraya girip 10:30 da salonlara ulaşabildiğim müzeden 16:30 da çıkıyorum. Bir çok detayı atlayıp audio guidesız ve yorularak çıkıyorum müzeden. Müzenin bahçesindeki heykelleri çekiyorum.

    Arc de Triomphe de Carrousel (Louvre Müzesinin girşi)
     
    Müzeden çıkınca Erdal'ı arıyorum. Napym kaçta nerede buluşuruz diyorum. Sen oralarda oyalan ben de dışarı çıkacağım diyor. Louvre'den La Defence'e kadar yürüyeyim o da otelden çıkınca Champs Elysees'e yürüyeyim karşılaşırız diyorum. Louvre'dan sonra yürüdüğüm toz toprak yol bir kez daha beni hayal kırıklığına uğratıyor. Bu ne böyle rezalet. Ayağım üstüm başım toz toprak oluyor...
     
    Parktaki havuzun etrafına üstlerini çıkarmış adamlar metal sandalyelerde güneşleniyor. Gülümsüyorum. Biraz sandalyede oturup dinleniyorum. Sonrada kalkıp Concorde Meydanına geliyorum...
     
    Champs Elyses'de bir kaç mağzaya uğruyorum. Ankamall'deki mağzaların aynısı. Addidas, Zara vs Clarks vs fiyatlar bile aynı. Önceki hafta Zara'dan aldığım tuniğin aynısını görüyorum. 65 milyona aldığım tunik burada 27euro.  Sonra duvarda Türk gününe ait afişi görüyorum. Ortada Elif Şafak'ı görünce gülümsüyorum. Çantamda Pinhan adlı kitabı duruyor:)
     
    Bu sırada telefon geliyor. Betül biz toplantıdan çıktık.  Otele gidiyoruz. Akşam Bot ile Sen Nehrinde gezeceğiz diyor eşim. Bozuluyorum. E hani sen oralarda oyalan ben gelirim diyordu :( İyi o zaman diyerek en kısa zamanda otele nasıl ulaşacağımı düşünüyorum. Metro duraklarında Champs Elysees'i görmüştüm. Metroya binsem grubu bekletmeden otelde olurum diyorum. Ve hızla metroya iniyorum. George V durağından La Defense'e geliyorum. Otele gidiyorum eşim gelmemiş bile. Bir duş alıyorum ve bakıyorum oda geliyor. Hazırlanıp toparlanıp çıkıyoruz. Ümit, Mehtap Hanım, Güliz, Erdal, Muhammet ve ben... Telefonda asabiyet yapan Erdal Bey sakinleşmiş. Kavga etmiyoruz neyseki... Sonra metro ile aktarma yapmadan Line 1'e binip Franklin D. Roosevelt'de inip  Avenue Montaigne'yi yürüyüp. Port de la Conference'den Bateaux Mouches'e biniyoruz. Bunu bize otelimizin sahibi anlatıyor. Her 20 dakikada bir 7 ile 11 pm arası çalışıyor. Kişi başı 10 euro vererek bota biniyoruz.
     
    Şu turuncu oturaklardan  sağ kenara oturuyoruz:)
     
    Bota doğru giderken köprünün olduğu kavşakta kırmızı bir sembol görüyoruz.  Güliz elindeki kitapçıktan okuduğunu anlatıyor.  Lady Diana'nın öldüğü alt geçidin üstü olduğu için prensesi çok seven Fransız halkı tarafından dikildiğini anlatıyor.
     
    Veeee Sen Nehrinde bot turumuz başlıyor. Arkamıza baktığımızda gün batıyor...

    Notre Dame kilisesinin bulunduğu adacığın önce bir kıyısından sonra da diğer kıyısından geçerek geziyoruz... Yani adanın önce bir kıyısındaki nehirin kolundan sonrada diğerinden geçiyoruz...

    Sen Nehrindeki yemekli botlara bakıyoruz.  Kişi başı minimum 55 euro ile Sen Nehrinde bir yemek de alternatif turlardan...
     
    Ümit'in arkasındaki İngiliz çocuk grubu anormal çılgın. Ellerini V harfi (zafer işareti) yapıp kıyıda dinlenmeye şaraplarını içmeye glemiş gençlere PEACE diye bağırıyorlar. Bir gürültü bir gürültü anlatamam:) Eşim susun falan diyor cıkkk...

    Bot Eifel'den geçerken....

    Turumuz yaklaşık 1 saat sürüyor. Sonra Eifel'e yürüyoruz. Bir önceki gece çıktığımız için biz bu sefer çıkmıyoruz. Mehtap Hanım ile Muhammet yukarı çıkıyorlar. 2. asansör kapandığı için ilk kata çıkıp iniyorlar. Biz de bahçede saat başı yapılan ışık gösterisini izliyoruz...

    Çimler vıcık vıcık şampanya üstümüz başımız yapış yapış oluyor. Yine de oturuyoruz ve kuleyi izliyoruz. Mehtap Hanım ile Muhammet'in bizi aramısını bekliyoruz. Erdal Bey ile bir tadsızlık yaşıyoruz Allah'dan uzun sürmüyor. Etrafımızda dolaşan her grubu taciz eden bir ayyaş var. Adam beni kapalı görünce kafayı takıyor. Geliyor dikiliyor başıma "What happened?" diyor. Sanırım adama tiksinerek baktığımı anlıyor. Üstüme düşecekken eşim ayağa kalkıyor. Ümit ile adamla bir münakaşa yapıyorlar. Hadi gidelim artık diyorum. Ümit bu adam yüzünden buradan kalkmış olmak istemiyorum diyor ve adamı gönderiyorlar. Ümit diyor ki ya şu adamı dövsek Türkiye'de polis de insanlar da eline sağlık abi derler ama burada adama bişey de yapamazsın. Allah'ın ayyaşının bile hakkı olur diyor...:)
    Bekliyoruz sıkılıyoruz üşüyoruz ama telefon gelmiyor. AVEA'nın azizliği. Mehtap Haım bizi 5 kere arıyor. Ancak ulaşamıyor. Bendeki Turkcell numarası ise bulunmadığı için beni de arayamıyorlar. Sonrasında taksiye giderken telefon düşüyor. Mehtap Hanım ile Muhammet taksiye binmiş gidiyor. Sonra taksiler ile konuşuyoruz. 4 kişi olduğumuz için bizi hiçbir taksi almak istmeiyor. İtalyada taksicilerin 4. kişiyi almama gibi bir hakları varmış:) Sonra taksi durağında yanımıza bi adam yaklaşıyor. Kaç kişisiniz diyor. 4 diyorum. Nereye gideceksiniz diyor. La Defence diyorum kişi başı 10 euroya götürürm diyor. Fason çalışan bu taksi yerine normal bir taksi bir 15 dk sonra bizi alıyor. 12 euroya otele geliyoruz... Taksi otele yaklaşıyor. Sigara molasındaki Muhammet gelip cama vuruyor. Adam tabi irkiliyor. Arkadaşınız mı diyor, evet diyoruz. Mehtap Hanım ise mahcup bi şekilde lobide bekliyor... Biraz sohbet edip su içip odalarımıza dağılıyoruz...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

14:23 - 13/7/2009 - yorum yaz


Selam

Betülcüm yazılarını ilgiyle okuyorum. Sayende ben de Avrupa' yı gezmiş kadar oldum. Çok güzel ve samimi yazıyorsun. Devamını beklerim. Öptüm

Bahar Ayber - 2009-07-24 15:34:13 - 2009-07-24 15:34:13


merhaba gezgicler

Aslında vakit bulsam minik el kitaplarından da alıntılarla gezdiğimiz yerleri anlatacağım ama maalesef ya zamanım olmuyor yada kitapçıklar evdeysem işte kalıyor, işteysem evde kalıyor...

gezisepeti - 2009-07-20 10:26:28 - 2009-07-20 10:26:28


PAris

Cok güzel olmus Paris izlenimlerin, kesinlikle bir kaynak niteliginde. PAris e gideceklere kesinlikle tavsiye ederim, Eyfel kulesinden gece manzarasi da gercekten cok güzelmis...

Gezgicler - 2009-07-19 23:22:49 - 2009-07-19 23:22:49


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Gezelim Görelim :)
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Kategoriler
Son Yazılar
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009)
- Brüksel 3.gün (05-11-2009)
- Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009)
- Amsterdam 2.gun (07-11-2009)
- Amsterdam 3.gün (08-11-2009)
- PARIS 1.gün (29-06-2009)
- PARIS 2. gün (01-07-2009)
- PARIS 3. gün (02.07.2009)
- PARIS 4.gün (03.07.2009)
- PARIS 5.gün (04.07.2009)