ESKİŞEHİR 24-03-2010

Merhaba;

Uzun zamandır biryerlere çıkamadık kış geçti gitti iyce sıkıldık. 23 nisan cumaya gelince 3 gün tatil oldu:) Napmalı ne etmeli derken hadi hızlı treni test edelim. Eskişehire gidelim dedik. Çarşamba gününden biletleri internetten aldim.  Menu çok anlaşılır değil. Uçak check in i yapar gibi koltuk seçme olsaydi daha user friendly olurdu dedim ama yine de internetten bilet alabilmek bile güzel diyerek nerede oturacağımızı bilemeden biletleri print ettim. Çıktılar ile gardan tekrar bilet bastırtmak gerekiyormuş. Bunun için saat 9:00 da kalkacak tren için 8:30 da gardaydık. Evimizin önünden direk gara giden bir otobüs varmış. Araba park vs problem yaşamadık. Ancak gar önündeki otoparktad a yer bulabilmek mümkünmüş. Gara geliyoruz anons veriliyor. 6. vagona geçip oturuyoruz. Biletimiz ters yönde. Geri geri gideceğiz. Bakıyorum bir sonraki sefere napmak gerek diye :)

Şu formülü buluyorum. 1-15 arasi biletler giderken düz gidiyor:) 15-30 arasi biletler de gelirken:) bir vagonun yarısı düz yarısı ters:) Neyse artik boş yerde yok yapacak bişi yok:) 

Sincan'a kadar yavaş yavaş kara tren gibi sallaya sallaya gidiyor. Erdal ile birbirimize bakıp olmamış dedik.  Sürat 60ı geçmedi e bunun neresi hızlı diye söylenirken. Aynı vagonda Raytur tur grubundan tur lideri birazdan 260a çıakcak anlamayacaksınız bile dedi. Ha bekleyelim o zaman dedik. Yarım saat Sincan' kadar ağır ağır eski raylardan gittikten sonra Sincani geçince birden hızlandi. Erdal biraz gerildi. Gösterge 'de en son saatte 253.7 kmyi gördüm. İşte 250 ve üzeri fotoğrafı aşağıda...

1.5 saat sonra Eskişehir'e geliyoruz. Kahvaltı yapacak yer lazim. Tüm trenden inenler Porsuk kenarına yürüyerek geliyor ve turlamaya başlıyoruz. Hava mükemmel. Karnımız aç:)

 

Porsuk kenarında bir cafe. Arena cafeydi sanirim oturduk. 2 fincan çay ve kahvaltı tabağı kişi başı 6 milyon:) Oldukça uygun. Sohbet ede ede kahvaltımızı yapıyoruz:)

Sonra Gondol sefası için köprünün yanına geliyoruz ancak 4 gondol var ortada ve yaklaşık yarım saat beklemek gerek. Burada beklemek yerine hadi yürüyüş yapalım akşam üstü herkes hevesini alinca bineriz diyoruz.

Yürüye yürüye Oduncu Pazarı'na geliyoruz. Oduncu pazarı Eskişehir'in eski yerleşim bölgesi. Tarihi evlerin bir kısmının restore edildiği. Bir kısmının ise restorasyon için beklediği bölge.

 

Hediyelik lüle taşından nesnelerin olduğu sevimli minik dükkanlarin olduğu bir tarihi Han'a giriyoruz. Rayturdan gelenlerde oradalar:) Hanın duvarında Odun Pazarının eski fotoğraflarına bakıyoruz. Dışarı çıkıyoruz. Etrafta bissürü koşturan tip var:) Elleirnde harita bişiler arayip toparlamaya çalışıyorlar:) Sanırım bir yarışma için koşuşturuyorlardi:)

Pencerenin kenarinda lüle taşı tartan minik kız:)

Bir taş Han daha var. İçine giriyoruz. Orayi da nikah salonu olarak döşemişler. Girişe bir keman bir de gitar çalan çocuk koymuşlar. Misafirleri karşılıyor. Çok keyifli çok güzel parçalar çalıyorlar:) Bizi nikaha gelen eşraftan sanmasınlar diye gelin damat gelmeden çıkıyoruz:)

Nikah salonunun hemen yanındaki külliyeden içeri giriyoruz. Buram buram Osmanlı kokan bir ortama giriyoruz. Çok yneilerde restore edilen külliye içerisinde bir cami, ikişer çocuğun eğiitm aldığı sibyan mektebi, kütüphane mevcut. Sibyan mektebinin olduğu tarafta geleneksel sanatların eserleri ve sergileri mevcut. Diğer tarafta ise lüle taşı müzesi. Keyifle geziyoruz. Orda bir ebru tablosu beğeniyoruz. Kızcağızın ilk sergisi ve o tablosunu abisi almış.  Bize satmıyor:) Halbki salondaki üçlü koltuğun üstüne de ne çok yakışırdı diyoruz:)

 Eski kütüphane binasi ise bahçesi böyle nezih hoş bir yer olmuş. İçerden canlı ney sesi geliyor. Bir neyzen adayi muhteşem ney sesiyle dinlendiriyor bizi:)

Külliyenin arka kapısından yukarı doğru çıktıkça da bir Osmanlı evine geliyoruz. Tavanının ustalığı ile ünlü içi restoran olarak dekore edilmiş bir konak. Giriyoruz geziyoruz. Tur grupları içeriyi talan etmişler:) İçeride hayat kısmındaki bu aşağıdaki güzel masada güzell bir öğle yemeği yenilebilir. Ama biz acıkmadığımız için oturmuyoruz...

Odun pazarının üst taraflarında restorasyonu bekleyen evlerden biri...

Bir kaç sefer dondurma alarak turlayıp yürüyoruz...

Erdal bota binelim diyor. Kalabalık sıra beklemek istemiyorum. Belki gondol olabilir diyorum. Az biraz yürüyoruz. Gondol sırası sakinleşecek diye beklerken bir bakmışız almış başını gitmiş... Bu seyahat için gondoldan vazgeçiyoruz:)

Önce adalarda (porsuk kenarında) bir çay bahçesinde çay içip yorgunluk atıyoruz. Sonrada merkezde papağan çiğbörekçisinde çiğ börek yiyioruz:) Yavaş yavaş düşüyoruz yola... Saat 20:00 de dönüş trenimiz. 22:30 gibi evde oluyoruz....

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !