ANTALYA BELEK 30-Nisan-2010

Sabahleyin uyandığımızda havuzu ve denizi görüyoruz ama odada hala koku var... Neyse artık dert etmeyelim tadını çıkaralım diyoruz. Erdal takım elbisesini giyiyor. Ben de hava biraz bulanık olduğu için üstüme bişi alıyorum. Kahvaltıya gidiyoruz...

Bir peynir tabağından sonra meyve kompostos ve pancake alıyorum. Üstüne de çokokrem ve bal... Abarttıkça abartıyorum. Ama Ankara'ya dönünce diyete başlamak için kendime söz veriyorum. Şurada 3 günü kendime free ilan ediyorum:)

Havuzbaşındaki restoranda kahvaltımızı yapıyoruz. Erdal toplantıya gidiyor. Ben de odaya gidip kitabimi alip geliyorum. Havuza en yakın masa da oturup kendime bir filcan çay alıyorum bir yanda da kitap okuyorum. Arada sıkıldıkça mobil fringden msne bağlanıp. Bir zafer ile bir naile ile bir de evrin ile sohbet ediyorum...

 

Biraz oteli gezeyim diyorum. Şu taşlık yolun kenarındaki hanımeli bir güzel açmış. Misssler gibi koku sarıyor ortamı:)

Buda şezlonglar ve büyük havuz. Hemen arkasındaki mavilik de deniz...

Kitabimi alarak denize iniyorum. Hava biraz bulanık. Sadece Ruslar var sahilde.  Şezlonglardan en baştakine geçip uzanıyorum. İnsanlar mayo bikiniliyken giyinik biraz komik görünüyorum ama az ilerimde birde çocuğunu oynatan bir bayan var.  Kitabima devam ediyorum. Saatlerce denize bakıyorum. Dala dala kitabimi okuyorum. (Said-i Şirazi'nin Gülistan)

Su sporları aktiviteleri başlıyor. Yelkenliler. Paraşütler vs vs... Birazda onları izliyorum...

Erdal arıyor ben odadayım betül diyor.  Cuma geçmeden hadi Kadriye beldesine gidelim diyor. Ama oteller bölgesinde bir önceki gün oteli ararken gördüğümüz bir yer vardi. Oraya gleiyoruz. Cami, kilise ve havra bir arada. Erdal cumayı kılıyor ben cam sergisini geziyorum...

 

 

 

 

 

Yemeğe geliyoruz ancak saat 2de toparlamaya başlamışlar. Görevlinin teki akıl ediyor. İnsanlar cumadan geldi bir yarım saat sonra toplayalım diyorlar. Ve öylece yemeklerin son kalanlarından biraz balık salata alıyoruz. Ispanaklı börek ve peynirli makarna. Makarna midemi bulandırıyor. Olduğu gibi bırakıyorum...

Yoğun ısrarlarımızdan sonra resepsiyondaki kız bizi deniz manzarası olmayan arka tarafa bakan bir odaya veriyor. Buna da şükür diyoruz.... Ana binadaki odalar nisbeten daha temiz ve düzgün...

 

 

 

 

Erdal toplantıdan çıkınca sahile iniyoruz... Hava yine bulanık ama soğuk değil. Bir dolu fotoğraf çekip sahilde saatlerce yürüyoruz..

 

 

 

 

 

 

 

Vee akşam yemeğini dönüyoruz. Yemeği çekmeyi unutmuşum. Çünkü artık erdal betül herşeyin fotoğrafını çekme diye trip atıyor :) Ben de tatlıyı çekiyoru... Bak diyorum bunların hepsi bir gün unutulur ama fotoğraflar kalır diyorum :)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !