| Meyvesepeti Geziyoor... |
IHLARA VADİSİ (20.05.2008)19 mayıstan sonraki gün 20 mayısta Musa sınava girdi. Erkenden kalkıp hazırlanıp okula gittik. O sınavdayken ben koridaorlarda mekik dokudum. Sınava girdiğinden emin olmam gerekiyordu. Sınavdan çıktı o sonraki sınav için kantinde otururken ben Hocanın yanına çıktım. Kapının önünde kıvranan 2 çocuk daha vardı. 4. sınıftalarmış. Okulun bitip bitmediği hocanın bu notuna bağlıymış... Sınıf öğretmenliği öğrencileri lise 1'den sonra kimya görmeyip üniversitede birden kimya dersine başlayınca şok olmuşlar. Çocuklar diyor ki abla biz bu kadar kimya bilseydik Türkçe Matematik seçmez sayısalcı olurduk diyorlar... Haklı çocuklarda. Hoca ile konuştum anlattım. Hocada test yaptığını ve bunu herkesin yapabileceğini söyledi. Musa Bey'de test tekniğinde başarılı olunca çok şükür 70 aldı. Ancak vize düşük olduğu için 78'e ihtiyacı vardı. Hoca tüm sınıfa +10 puan verince Musa da geçti. Çok şükür rahatladık... Erdal Bey'de Kayseri'den gelince annem babam ben musa ve eşim IHLARA vadisine doğru yola çıktık... ![]() Çiftlik yolu üzerinden Ihlara'ya giderken bir su kenarında durduk. Dinlendik. 2200 rakımda meyve yedik. Elimizi ayağımızı yıkadıktan sonra yola devam ettik... ![]() İkinci mola için de bir gölet kenarında durduk. Kuzuların yanına koştuk. Eşim bir kuzu yakaladı. Onu evire çevire kucağımıza ala ala sevdik. Sonra bıraktık. Gitti sürünün içinde meee (anneee) diyor anneside uzaktan meee (gel) diyor.. Kuzucuk da duymuyor. Öylece bir kaç dakika bekledi. Sonra annesi yanına gelince hemen dizlerini kırıp emmeye başladı :) ![]() Bu kadar oyalanarak mola vere vere gelince oldukça geç bir saatte (18:00) de Ihlaraya geldik. Yolda önce kızıl kilisede, sonra yüksek kilisede. Güzelyurtta gezdikten sonra ancak Ihlaraya ulaştık. Kültür Turizm bakanlığına bağlı yer 18:30'da kapanıyormuş. Dediler yarım saat içinde çıkmanız gerekiyor. Neyse en azından bir inelim diyerek düştük yola. Merdivenler 330 basamak. Babam dizlerim ağrıyor dedi inemedi. Annemde Musa'nın dersi vermiş olmasının yük hafifliği içinde bizimle geldi. ![]() Böyle bir yarın için de akan Melendiz Çay'ının aşağıdaki müthiş doğal ve o kadar harika manzarası ile karşılaşıyorsunuz. Etrafındaki mağra kiliseleri de gezerek çay boyunca tracking yapıyorsunuz... ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Balık meraklıları için yanlarına olta almalarını tavsiye ediyoruz. Çocuklar oralarda balık tutuyorlardı. O manzarada gezerken saatin farkında bile olmamışız. Geri döndüğümüzde kapı kapatılmıştı. Saat 19:00du. Eşim sol tarafta tellerin üzerinden atladı ancak annem atlayamadı. Kaldık içeride. Eşim siz bekleyin ben anahtar bulup geleceğim dedi. Oradaki büfede çalışan bir çocuğu bulmuş gelmiş. Bakındılar bakındılar çıkacak yol bulamadılar. Çocuk dedi ki aşağıda bir görevlinin olup sahanın boşaltıldığından emin olması gerekirdi diyerek, yerden bir taş alıp kiliti kırdı. Ben yarın durumu görevlilere anlatırım dedi. Biz de geri Niğdeye doğru yola çıktık... Bababm yukarıda epeyi bir meraklanmış... Aramış ancak telefonlar aşağıda çekmiyor ulaşamamış.... Hava karardı dağ yolundan ağır ağır Niğde'ye saat 22:30da ulaştık... 07:00 - 29/5/2008 - yorum {yok} - yorum yazDERİNKUYU (24.05.2008)
Tarsus'dan öğleyin ayrıldık. ancak oradaki sıcak, yiyiyp içtiklerimizi karıştırmak birde hava su değişikliğinden midem alt üst oldu. O kadar rahatsızlandım ki. Arabanın arkasında uzandım eşim de arabayı sarsmadan beni anneme getirdi :) Evde uazndım. Bağırsakalrımın anormal çalışmasını engellemek için önce muz sonra elma ve elma suyu ardından koyu demli bir çay ve en sonunda türk kahvesi ile kendime geldim. Ertesi gün aylardır hayalini kurduğum Kapadokya gezisi var kendimi toparlamam gerekiyordu. Erkenden yattım ve sabah dimdik uyandım. Hadi gidelim dedim herkes şaşkın şaşkın bana bakıyor. Halsizliğim hiç birşeyim kalmamıştı ama sabaha kadar feci bi şekilde terlemiştim... Annem babam eşim ve ben.. Günü birlik turumuza başladık. Aldık haritayı elimize. Plan yaptık... Önce gezilecek yer listesi şöyleydi:
Derinkuyu ilk durağımız. Niğde'ye bir saat uzaklıkta iniyoruz. Etrafımızda bir sürü bez bebek satan bayan. Alın diye yalvarıyorlar..., Bir tane elinde testili çirkin bakışlı bir bebek alıp, civardaki Üzümlü kilisesini geziyoruz...
Kilisenin başında en az 10 tane çocuk, size rehberlik yapmak için birbirleriyle yarışıyorlar. Ve biri sizi kafalayıp başlıyor anlatmaya :) Eşime bir oğlan bana da 7 yaşında küçük bir kız ezberlediği şiiri okur gibi analtıyor. Üzümlü kilisesinin etrafı eskiden üzüm bağlarıyla çevirliymiş bunun için önünde şarap havuzları bulunuyor. Bu havuzda yıkadıkları ölüleri gömüyorlar. Kiliseyi 19 tane papaz birlikte yapıyorlar. Mimarisi Mimar Sinan'ın kullandığı stunlardan oluşuyor. Gri tişörtlü oğlanın önünde durduğu stunlar dönüyorsa kilisede problem yok ancak sıkışma varsa eğilen bir duvar var. Sonra kapının üzerinde 2 tane deve var. Eskiden savaşı sevmeyen kavimler develeri güreştirirlermiş. Yenilen devenin tarafı yenilgiyi kabul edermiş. Ve kilisenin ortasından derinkuyu yeraltı şehrine bir kanal mevcut. Kilise restorasyonda olduğu için içini gezemiyoruz. Çocukların eline birer ikişer milyon sıkıştırıp, yeraltı şehrine iniyoruz. Kızın anlattıklarından anlayabildiğim bu kadar. Çünkü tekerleme gibi peş peşe analtıyor. Hatta aynı metnin ingilizcesini ezberlemiş olanları bile var içlerinde :)
Rehberlik eden çocukların fotoğrafını eşim çekmiş :)
Üzümlü kilisesinin girişindeki çan kulesi. Çanı yok mu :) Çalınmış :)
Derinkuyu giriş ücreti 10 YTL. 7 kattan oluşan bir yeraltı şehri. Şarap mahzenleri, mutfakları, kilisesi, su kuyuları, havalandırma boşluklarıyla. Görülmeye değer biryer. Bir rehberin ardına takılıp biz de dinliyoruz. Işıklandırma yetersiz olduğu için fotoğraflar çok net değil onun için aşağıya ait sadece kamera görüntülerim var elimde :)
Derinkuyu kasabasında bulunan bu camii ise dünya üzerinde 3 adet varmış. Biri de bu. hindistandaymış bir diğeri de. Bu minare yanına yaklaşılınca düşecekmiş gibi görünüyor. Değişik bir ağırlık merkezi hesaplaması var sanırım...
04:59 - 29/5/2008 - yorum {yok} - yorum yazUÇHİSAR (24.05.2008)Derin kuyudan sonraki durağımız Uçhisar. Bölgede kesinlikle ve kesinlikle görülmesi gerekem muhteşem bir yer. Kaleye bayrağın olduğu noktaya kadar tırmanabiliyorsunuz. Giriş net hatırlamıyorum ama sanırım 5 ytl idi.
İzcilik grubuyla gelmiş çocukları deveye merdivenle bindiriyorlardı :)
Kalenin zirvesinden Uçhisarın görünümü...
Restourant biçiminde dekore edilmiş peri bacaları
Bölgeden ayrılmak için göremeye doğru yola çıkıyoruz. Ancak hisarın arkasından geçerken fotoğraf çekmek için tekrar duruyoruz:)
Bu da hisarın arkadan görünümü:)
Tipik şapkalı peribacalarının da fotoğrafını çekip Göreme'ye gidiyoruz.... 04:14 - 29/5/2008 - yorum {yok} - yorum yazGÖREME (24.05.2008)![]() Göreme'yi yukarıdan bir bakıp iniyoruz vadiye...
Yürüyerek Göreme'nin içini geziyoruz...
Birçok mağara oteli ve pansiyonu mevcut. Oldukça ilginç bir tablo var..
Yörede kök boyası ile boyanmış ipler ile dokunmuş kilim ve halılar meşhur. Özel bir atölyenin bahçesini gezip fotoğraf çekip. Göreme'nin içerisinde oyalanarak Göreme Açık hava müzesine gidiyoruz...
Müzeye gittiğimizde 14:300'da kapatıldığını görüyoruz. 2 otobüs insan gişeden kapandı haberini alıp 10 ytlye girmek istedikleri müzeden ayrılıyorlar... Bahar aylarında böyle güzel bir mekanın kapatılması gibi bir uygulamayı insanların mantığı almıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na epeyi bir saydırarak oradan ayrılıyorlar... Göreme'nin içerisi nasil olsa gezilir. Onun için siz bizim gibi yapamyın önce açık hava müzesini gezin...
Müzenin kapatılması ile geri dönmek zorunda kalan insanlar.... Ardından Ürgüp'e gidip içerisinde araçla bir tur atıp, Zelve Vadisi'ne gidiyoruz... 03:59 - 29/5/2008 - yorum {yok} - yorum yazZELVE VADİSİ (24.05.2008)Göreme açıkhava müzesinden sonra bozuk bir moralle Zelve Vadisine iniyoruz. Meydanda hiç kimse yok ve giriş ücreti 5 YTL olan vadi çoktan kapatılmış. Saat ise daha 17:00. Biz de buraya kadar gelip kapıdan dönmek olmaz diyerek tellerden atlıyoruz ve eşimle gezmeye başlıyoruz. :) 1 saat sonra cep telefonum çalıyor. Babam arabada muhtemelen bizi merak etti diye açıyorum ki. Neredesiniz siz bende geldim diyor :) Başlıyoruz birlikte gezmeye.... Önce kısaca Vadi hakkında bilgi: Üç Vadiden oluşan Zelve Ören yeri, peribacalarının en yoğun olduğu yerdir. 9. ve 13. yüzyıllarda Hristiyanların önemli bir yerleşim ve dini merkezlerinden olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler bu yörede verilmiştir. Yamaçların dibinde yer alan direkli kilise zelvedeki manastır hayatının ilk yıllarına aittir. Kilise süslemeleri daha çok kabartma haçlar olup ikonoklastik düşünce ile yakından ilgilidir. İkonoklastik dönem öncesine tarihlenen balıklı, üzümlü ve geyikli kiliseler vadinin en önemli kiliseleridir. 1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri iki vadiye açılan tünel, değirmen cami ve güvercinlik bulunmaktadır.
Mağara Camii
Giriş beton ancak içerisi tüften oyulmuş minberi mihrabıyla minik bir mescit adının cami olduğuna bakmayın:)
Manastır
03:50 - 29/5/2008 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Tanım Gezelim Görelim :) Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Kategoriler
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009) - Brüksel 3.gün (05-11-2009) - Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009) - Amsterdam 2.gun (07-11-2009) - Amsterdam 3.gün (08-11-2009) - PARIS 1.gün (29-06-2009) - PARIS 2. gün (01-07-2009) - PARIS 3. gün (02.07.2009) - PARIS 4.gün (03.07.2009) - PARIS 5.gün (04.07.2009) |