Meyvesepeti Geziyoor...

ŞANLI URFA (Peygamberler diyarı..)

Kategori: GUNEY DOGU


Otogarda Halamla olaylı buluşma sonrasında sabah 8.30du. Acele acele biz otobüs ararken Urfayamı abla diye yolumuzu kestiler. Alel topar bizi otobüse bindirdiler. Abla gel hele gel. 1,2,5,6 boş daa ne istiyon dediler. Biletlerimizi aldık. Geçtik oturduk. Birileri belirdi başımıza orası bizim yerimiz die. Adamlar Taaa Bursa'dan gelip Diyarbakır'a gidiyorlar ve Antep'de mola vermişler. Biz kalakaldık. Hala biletlere bi bakalım dedim. Açtık ki 1,2,13,15 :) biz kalktık ve arkaya oturduk... Yolda giderken Fırat nehri üzerinden geçtik.



Urfa'da Eyüp Aleyh,sselamın sabır makamına gittik. Eyyüp a.s.'ın kıssasını yolda Babamın teyzesi anlattı. 12 evladı ve malı mülkü çokmuş mübareğin. Şeytan gelmiş. Allah'a kafa tutmuş. Onun hali vakti yerinde sağlığı var evlatlarıda var. Arayacak isteyecek birşeyi yok ki. Tabi sana itaat eder. İbadet eder demiş. İşte aşağıdaki restore edilmiş mağara Eyüp a.s.'ın inzivaya çekilip dua ettiği makammış.





Sonra Allah şeytana demiş ki. Evlatlarını alıyorum git bak bakalım demiş beni unutacakmı. Eyüp a.s. kahrolmuş ama bir değişiklik yok hayatında aynı mekanda aynı aşk ile ibadete devam etmiş. Sonra tüm varlığı alınmış. Aynı şekilde devam ediyor. Şeytan demiş ki sağlığı yerinde de ondan deyince. Allah'u Teala Eyüp a.s.'ın vucuduna kurt vermiş. O kurtlar tüm vucudunu ufalamış yaralamış. Eyüp a.s. ise Allah'ım sen ne olur benim kalbimi bu kurtlardan uzak tut da bari kalbimden Allah demeye devam edeyim deyince. Allah'u Teala ona yerden su çağlatmış. Gir artık yıkan bu sudan demiş. Eyüp a.s. emredildiği gibi bu suyla yıkanınca 15 yaşındaki bir delikanlı kadar genç ve yakışıklı olmuş....



İşte biz o kuyunun başında bunları konuşurken etrafımda bu kızlar belirdi. Biri diğerini itiyor o çekiniyor. Baktım ellerinde yasin cuzları var. Yok ablacım biz almayacağız deyince en soldaki dedi ki ama biz cuz satmıyoruz ki. Biz senden birşey isteyecektik. Şaşırdım ne oldu dedim.... Utanarak şeeey bizim fotoğrafımızı çekermisin dediler :) Ay nasıl güldüm. Çocuk ya. Hadi çekeyim sizidedim. Bana güzelce poz verdiler:)



Kuyudan aşağı bakıp halamla sohbet ediyorduk ki.Tekrar bir kalabalık grup halinde arkamda belirdiler. Bizimde fotoğrafımızı çekermisin diye. Hadi toplanın dedim hepsi geçip güzelce bana poz verdiler :) Arkadaki de Eyüp a.s.ın yıkandığı suyun çıktığı kuyu:)



Selçuklu döneminde yaptırılmış. Eyüp a.s.ın sabır makamını bahçesinde barındıran cami...




Çini işlemeleri muhteşemdi....



Öğle namazını orada kıldık. Cemaatin camiden dağılışı....



Şifalı suyun çıktığı kuyu...



Camiinin bahçesinde folklor ekibi gibi gezen yerel halk. İlginçtir hepsinde de bu eflatun tülbentler vardı. Acaba bir aşiret mi yada özel bir anlamı var mı diye merak etmedim değil....



Eyüp a.s.ın makamından ayrıldıktan sonra çarşıda gezerken balıklıgöl için yemlerimizi buradan kilo ile aldık. Yoksa gölün yanında bir seferlik atılan yem 50YKR idi. Biz kilosunu 1,5ytl'den aldık:) Bol bol atıp bol bol dilek tuttuk :)



Çarşıda gezerken kuyumculara takıldı gözüm. Öyle ilginç takıları vardı ki...



Urfa lahmacunu yapan bir fırın. Camdan kafamı uzattım. Tüm fırın halkı bana poz verdi:)



Günlük elbiselerini diktirdikleri kumaşlar. Nasıl pullu pullu anlatamam....



Hazreti İbrahim'in doğduğu yer. Sağda insanların önünde durduğu kapıdan içerideki bir mağaraya giriliyor.






Hz. İbrahim'in doğduğu mağranın içinde bulunduğu selçuklulardan kalan bir camii daha...



Veeeee balıklıgöl göründü uzakta....



Nasıl değişik bir duygu... Balıklıgölün kıssasını bilmeyen yoktur zaten... İşte odun ateşinden suya dönüşen mekan ve birer balık olan o odunlar....



Yem attarken dua etmek gerekiyormuş. Bizde duamızı ederek balıklara yem attık...



Gölün hemen kıyısında alışveriş mekanı...



Balıklıgöl....




Balıklıgöl içindeki mescit... Buradaki yeşil yerin altında yine balıklar var. Oradan bakarken bir dilek tutup bakmak gerekiyormuş Eğer beyaz balık görürsen dileğin kabul olurmuş. Ben göremedim...



Çocuklar balıklı göle yem atıyorlar:)



Balıklıgölün yanı başındaki dükkandan el işlemesi bir örtü aldım. Urfa yöresine özelmiş.





Urfaya gelip künefe yemeden gitmem dedim. Çarşıda 7 milyon tepsisi buraya girmeyiz die ısrar etselerde annemi teyzemi ve halamı ikna ederek girdik içeriye. Oturduğumuz yer eski Urfa eviymiş. Restorasyon snrasında çardaklı köşk olmuş. Tam karşısı balıklıgöl. Urfa kalesi ve yukarıdaki 2 direk de Hz. İbrahimi ateşe atan mancınıkların bağlandığı direklermiş...



Urfa künefesi tek kelimeyle muhteşemdi... Bir tepsiyi 4e bölerek servis yaptilar her servisten biriydi.







Çardaklı köşkten görünüm....



Veee Urfaya veda... Tepedekilerde eski otantik Urfa evleri...

Vee Urfaya veda ediyoruz... Otogara geldik. Baktık saat 18:00 tüm otobüsler gidiyor. Dedik otobüsü kaçırmayalım. Bir otobüz durdu önümüzde nereye dedi Antep dedik. Acelemiz var Antep'de erken olmalıyız amcam yemeğe bekliyor. Eh yeni gelin ve damat el öpmeye gelecekler geç kalmamak gerek... Oradaki adam  Gelin abla, gelin bakn beğendiğiniz yere oturun... Halam girdi baktı ii dedi bu orta kapının önüne oturalım. Sonra yerleştik. Annemle teyzemde arkamıza oturdu. Yolda biz iice bir sohbeti koyuladık. Kıkır kıkır gülüşürken Birecik'de yarım saat mola dediler. Halam sigara içmek için aşağıya indi. Teyzem de bir nefes alalım dedi. Benim de yorgunluktan kıpırdayacak halim yoktu otobüste kaldım. Baktım ki birileri geldi arka sıradan annemlerin eşyalarını kaldırıyor. Haydaaaa dedim. Halamı aradım gelin yine biletleri çift satmışlar kavga edecez kalabalık olalım:) Yine miiii dedi:)  Geldiler kavga ettik. halamın şu sözünü hiç unutmayacağım. Ya kardeşim bu Urfalıların adeti midir nedir gelirkende böyle yaptınız:)
Yerimizden kalkmadık. Biletin ikinci kopyaları olan insanlar ayakta kaldılar... Arkadan da Urfalı bi adam onlara teselli veriyor.

Onlar Antapda İnacah....

16:36 - 12/7/2007 - yorum {4} - yorum yaz


KAHRAMAN MARAŞ

Kategori: GUNEY DOGU




Sütçü İmam....
Kurtulu Savaşının ilk kurşununu atan. Anadolu'dan Fransız askerini kendi halk müdafası ile kovan. Kahraman şeklinde adlandırılan şehir...
Antep'den Kilis dolmuşlarının olduğu yerden dolmuşlar kalkıyormuş. Sadece 55 dk olduğu için teyzem annem halam ben 4 bayan düştük yollara.



Kaleye çıkarken önünden geçtiğimiz Ulu Camii. Selçuklular döneminde yapılmış. Tipik selçuklu mimarisini andıran bir eserdi. Minberi ile el oyması ahşaptı.



Girişindeki tavanda ise tahtalar kök boya ile boyanmış. Yıllarca korumuş kendisini. Sağ taraftaki ise Maraş'ın kapalı çarşısı. Otantik ve de çok güzel eşyaların bulunduğu. Bahar baharat kokan serin bir çarşı...



Maraş demek dondurma demek :) Sol taraftaki Maraş'ın dondurma festivallerinde birinci gelen dondurmacısıymış. Kilosu sadece 5 milyondu dondurmanın. Kapalı çarşıya yolu düşen olursa mutlaka Maraş dondurmasının tadına birde buradan baksın. Sağ taraftaki resimdeki amcada bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar az kalmış bakır ustalarından biri.



Ayran kaşıkları ve bakır sürahiler...



Mahalle çeşmelerindeki su bakraçları. Ve el oyması sandıklar.



Yine sayısı iyice azalmış semer ustalarından bir kaç örnekten biri



Tüm kapalı çarşıda bir tabure üzerine konularak satılan ot. Yani tütün. Kağıda sarılarak içiliyormuş. Sağ taraftaki ise Maraş kalesi...



Meyan şerbetcisi....



Maraş dondurması ve Maraş lahmacunu.



Maraş tarhanası (bambu dallarının üzerine serilerek yapılıyor) ve Maraş'ın tadına doyamadığım ketesi...

16:35 - 10/7/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


GAZİANTEP'DEN....

Kategori: GUNEY DOGU


Geçen hafta izin aldım. Sevgili amcaoğlum Fatih ve de babamın dayısının torunu Tuba hanımın evlilik merasimleri için ailece Antep'deydik.... Bu hafta içinde pek çok sevdiğim arkadaşım (benim biricik çocukken evcilik arkadaşım) Betül, ve de işyerinden arkadaşım  Bahar'da evlendiler. Yeni çiftlere ömür boyu mutluluklar diliyorum. (Pek telgraf mesajı gibi oldu:) )


Fatih & Tuba
Betül & Gökhan
Bahar & Özgür 'da evliler kervanına katıldılar.

Ben de Antep fotoğraflarıyla başlayayım istedim. Antepde düğün merasimlerinden sonra babamın dayısının oğlunun bağ evinde misafir olduk. Antep'de bağ evi ayrı bir kültürdür. İnsanlar şehir merkezleirndeki evlerinin dışında kalabalık misafir ağırlayıp, serince uyuyabileceği ve toplu mangal partilerinin mekanları bağ evleri. Canım arkadaşım Yasemin (şehir bölge planlama master öğrencisisiyken tez konusu olarak almıştı bu konuyu) İşte aşağıdaki de onlardan biri. Dublex bir villa önü meyve bahçeleri ve bostanlar....






Bahçesindeki salıncalarda saatlerce sallandık. Yatak odasının canımı açınca ise sağdaki manzara ile karşılaşan meyve canavarı eşim çıldırdı :)


Bir hevesle başladı ikişer üçer toplamaya. Sağ taraftaki mangal partilerinin kanıtı. kocamaaaannnn uzuuunca bir mangal:)



Bağ evinin arkası ve çiçekleri. Meyve bahçelrinin ötesindeki bostandan topladığımız acur.



Ertesi gün ise babamın kuzenlerinden birinin bağ evine günübirlik gezmeye gittik. Orada da vişneler ve erikler muhteşemdi.



Nailecim eminim birgün size blogunda anlatacağı bir yemek çeşidi olan sol taraftaki omaç. Ekmekle yapılan bir köfte. Diğeri ise evin bahçesindeki çocuk ve büyük havuzu...



Antep'in içinde tüm tüm fıstıklarının olduğu muhteşem dondurması ve patlıcan kebabı.



Patlıcan kebabının yanına yakışan sebzeleri ve şişde adana....



Pirpirim salatası ve patlıcan kebabının pişirilip tepsiye çekilmiş hali. Bu bağ evinden de ayrılarak annemlerin çok eski ve hatırlı arkadaşlarına gittik.




Teyzem ile birlikte liseyi bitiren Sema Abla ve Annesi  Fatma Teyze birde kardeşleri Hacer Abla çok ama çok misafirperverlerdi. Sema Ablanın biricik kızı Betül için yaptığı muhteşem antep işi nakışları çıkardı gösterdi bize birer birer. Halam Üniversitede nakış hocası ve tezide antep işi üzerine yapınca Sema Abla halama büyük özenle yaptığı işleri ödevini tam ve titiz yapmış bir öğrenci edasıyla gösterdi:) Halamdan da tam not aldı:) Antep'de her kızın çeyizinde mutlaka olan ve tek bir takımının değeri 1,5 - 5 milyar arası değişen antep işinden seçkin örnekleri....



Patlıcan kebabı yine soframızdaydı. Ve Antep lahmacunu...



Antep'de mutlaka sofralara tuz biber gibi konulan yeşil biber... Acısı deli acı olurmuş. Ben babama yada eşime tadına baktırtmadan yemedim:)



Yengemin (amcamın eşi Fatih'in annesi) bize yaptığı çiköfteler :) O akşam yola çıkacağımız için fazla yiyemedim. Hala aklımda :)




Bilin bakalım bu ne :)?   Buda Lama sorusu olsun....

16:31 - 9/7/2007 - yorum {2} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Gezelim Görelim :)
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Kategoriler
Son Yazılar
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009)
- Brüksel 3.gün (05-11-2009)
- Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009)
- Amsterdam 2.gun (07-11-2009)
- Amsterdam 3.gün (08-11-2009)
- PARIS 1.gün (29-06-2009)
- PARIS 2. gün (01-07-2009)
- PARIS 3. gün (02.07.2009)
- PARIS 4.gün (03.07.2009)
- PARIS 5.gün (04.07.2009)