Meyvesepeti Geziyoor...

RİZE-ÇAMLI HEMŞİN-AYDER YAYLASI-FIRTINA DERESİ

Kategori: DOGU KARADENIZ


(17.08.2007)

Ayder'e çıkmak için eğitim müdürlüğü bize rehber ile birlikte Zonefon adında bir turizm şirketinin 2 aracını ayarladı. 2 araba düştük yola. Akşam uçağı olanlar 16:30'da dönecekti, kalan ise 19.30'da dönecekti. Bizim dönüş tarihimiz pazar günü olunca rahat rahat 17:30'a kadar gezdik... Önce Rize'ye uğradık. Çıktığımız botanik bahçeden Rize'nin görünümü...



Rize Trabzon'dan çok daha güzel yeşil ve taşyığını olmayan bir il... Hava biraz karanlıktı, hemen de peşinden zaten yağmur yağdı..



Botanik Bahçe'de bir çok ağaç vardı. Karabiber, manolya, kaynanadili, çam, sedir vs... Bahçenin arka tarafından Rize'nin çay bahçeleri...



Rize Botanik Bahçe'nin hemen yanında Çaykur'un satış mağazası vardı. Oradan annelerimize hediyelik çay aldık. Sonra Rize manzarası eşliğinde çayımızı yudumladık. Tadını unutamayacağım çaylardan biriydi....



Rize-Çamlıhemşin yolu üzerinde Rize bezlerinin dokunduğu otantik bir fabrikaya girdik. El tezgahlarında emek emek dokunan Rize bezleri salon takımı olarak kullanılıyormuş.



Resimdeki parça takımın en küçük parçası 80 milyondu sanırım fiyatı. Takımı ise 250 milyona geliyordu...



Fırtına vadisini geçerken Taşköprü'de durduk. Gezdik baktık ve fotoğraf çektik. Fırtına dizisinin çekildiği mekanlarmış (ben izlemiyorum rehberimiz öyle söyledi) Osmanlı'dan kalma iri iri taşlarla örülmüş Mostar köprüsünü andıran bir yapısı vardı.



Taşköprü'den Fırtına nehrinin görünümü... Burada rafting yapıyordu insanlar...



Fırtına Nehri kenarında Dere Restourant'da bu manzara eşliğinde öğle yemeğimizi yedik...




Menumuzde yukarıdakiler vardı. Kuymak, tereyağda alabalık (şimdiye kadar yediğim en güzel alabalıktı), mısır ekmeği ve laz böreği.



Restourantda tulum eşliğinde grup arkadaşlarımız eğlendiler... Restourantın tüm servis elemanları da coşkuya katıldı :)



Ben mi????  Yokum tabiki :) Video ve fotoğraf çekiyorum.



Yol boyunca hemen önümüzde oturan masum, sakin minik. Anne ve babasına hiç eziyet etmedi maşallah.. Afferim Doruk sana :)



Ayder'e vardığımızda ilk çektiğim fotoğraf. Araç içinden olduğu için biraz parlamış...



Aracımızın bizi bıraktığı nokta. İnsanlar buradan aşağıya doğru yürüdüler ancak biz eşimle yukarı asfaltın bittiği yere kadar tırmandık.



Yaklaşık 200-300 mtden dökülen doğal şelaleyi çeken yöresel saç bandıyla Halil Bey :)



Ayder'in pansiyonları...



Meyvesever eşimin krizi tutunca yoldan aldığımız dağ armudu... Eşimin kucağındaki ise yağmurluklarımız. Ayder'e kesinlikle yağmurluksuz çıkılmamalı, eskaza çıkıldıysa bile hemen oralardan alarak mutlaka bir yağmurluk edinilmeli:) (Acı bir tecrübeyle sabittir)



Süt mısır alıp tırmanmaya devam ediyoruz...



Asfaltın bittiği noktada bir köprü üzerinde tam da bu fotoğrafları çekerken çılgın gibi bir yağmur bastırıyor hemen oracıkta olan Derviş'in yerine kendimizi atıyoruz...



Odun ateşiyle yakılmış şömüne önünde ısınıp, aynı ateşte kaynayan su ile demlenmiş çayımızı içiyoruz...



Yağmur durmak üzere diye dışarı çıkıyoruz... Hakiki çiçek balı satılıyor orada kilosu 100 milyon...





Solda bulunan dervişin yeri...





Yağmurun iyice coştuğu bizimde son fotoğraflarımızı çektiğimiz an...



İyice yorulmuş ve ıslanmış ekibimiz. Bir öneri ve servisteki oylama sonucunda akşam 10'da Çayeli'nde meşhur kurufasülyesi Hüsrev'e girmeye karar veriyor. Usta o kadar ünlü ki. 4-5 duvar dolu ünlü resimleri var. Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Güneri Civaoğlu, Sakıp Sabancı, Beyaz.. vs



Hafif tatlımsı, tereyağı ve parça etle pişirilmiş leziz kurufasülye ve kadayıf. Gece gece ağır geldi doğrusu :)

16:52 - 22/8/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


TRABZON-SUMELA-KARACA MAĞARASI

Kategori: DOGU KARADENIZ


(15.08.2007)

İnsanlar Sümela'ya çıkmanın hep zorluğundan yakınırlardı. Dik ve zor bir patika vardı falan filan diyorladı. Manastırın yakınlarına kadar asfalt yol yapmışlar. Bizi de şöför amca çıkardığı için çıkışımız çok yorucu değildi. Ancak bahsedilen yolu yürüyerek indik. Yağışlı ve nemli havada bir taraftan ıslanırken bir taraftan da terliyorduk... İnerken çektiğimiz fotoğraflardan biri...






Sümela Manastırı'nın girişi...





Ve de içi...





Bu duvardaki resimlerden her bir kare İncil'den bir pasajın özeti niteliğindeydi. Ancak sağolsun benim güzel yurdumun insanı tüm resimlerin üstüne ilanı aşklar, sevgililerinin başharfleri ve kamyoncu sözleri kazıyarak milattan sonra 300lü yıllarda çizilmiş resimlerden daha kalıcı şaheserler kazımış....
Sırası ile resimlerde yeryüzü ve gökyüzünün yaradılışı, ardından suların yeryüzünde çağlatılması peşinden Adem ile Havva'nın çamurdan yapılışı, cennete konulmaları, yasak meyveyi yemeleri, cennette şeytanın onları kandırması, cennetten kavulmaları, çıplak biçimde kaçarak cennetten çıkmaları, yeryüzünde ayrılmalar, İsa ve havarileri, Hz İsa'yı ele veren yahudi havarisi, Hz İsa'nın mucizeleri, ölen insanı diriltmesi, felçli insanı ayağa kaldırması, körleri iyileştirmesi vs gibi olaylar birer birer resmedilmiş...



İnilen patika yoldan sonra nehir kenarındaki çay bahçeleri....





Çıkarken çektiğimiz çağlayan sular...



Ve de Gümüşhane sınırları içerisindeki Karaca mağrasına doğru yolculuk. Zigana geçidinden geçmeden önce mevsim sonbahar (yağış, nem, karanlık hava)...



Zigana geçidini geçtikten sonra ayrı bir mevsim ilkbahar(aydınlık, kuru ve de güneşli bir hava)



Zigana'dan sonra dağlar aştık, göller geçtik, Torul'dan sonra Karaca Mağarası'na vardık...



Mağara girişinde değişik bir manzarası olan çay bahçesinde dinlenip çay içip mısır yedikten sonra Mağara'ya giriyoruz.



Fotoğraf çekmek yasaktı. Onun için bu fotoğrafları yasağı dinlemeyen Halil Bey'den aldım. Önce flash ile çekmiş arkasından ise uyarılar sonrasında flashsız çekmeye devam etmiş. 1996 yılında bir çoban tarafından bulunmuş bu mağra. Yaklaşık 18 metre uzunluğunda sarkıt ve dikitler mevcut. Her bir sarkıt ve dikitin boyunun uzaması için gerekli süre 1 cm için 15-20 yıl arasıymış. Oksijen miktarı atmosferde %15-20 arası iken bu mağarada %30 civarındaymış. Astım hastaları için 20 günlük her gün 20 dakikalık tedavinin %90 oranında faydalı olduğunu söylediler...









Çıkışta hediyelik birşeyler aldık. Burada pestili dut ile yapılıyormuş. Arasınada bal ve fındık koyuyorlar buna da köme deniliyormuş Gümüşhane bir de kuşburnusu ile meşhurmuş. Hemoroid hastaları için kuşburnu çok faydalı diye duyduğumdan annem için bir kavanoz kuşburnu marmelatı aldım...



16:51 - 22/8/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


TRABZON- UZUNGÖL

Kategori: DOGU KARADENIZ


(14.08.2007)

Trabzon civarında  görülecek yerler çok... Karaca mağarası, Uzungöl, Ayder, Rize, Sümela Manastırı vs.. Civar gezilerinden ilk gezimizi Uzungöl'e düzenlediler... Çok bulanık ve yağışlı bir hava vardı. Biz Ankara'da susuzluktan kavrulurken orada ıslanmak çok zevkliydi :)





Uzungöldeki pansiyonlar... İranlılar istila etmişti.






Pansiyonların arkasındaki şelale. Bu gerçek mi diye sorduğumuzda maalesef dediler :) Akan suyun yönünü değiştirmişler. Böylece bu şelale oluşmuş...





Ahşap camii çok şirindi :)



Uzungöl'ün etrafında bir tur attık. Uzungöl'ü besleyen nehir üzerindeki köprüden geçerek turumuz tamaladık.







Karadenizliler incecik göbeksiz ve de fit insanlar. Bu dik yamaçlarda ine çıka yaşayabilmek için iyi beslenmek gerekiyor sanırım (teryağı, mısır, mısır unu). İşte dağın zirvesinde bir camii... Uçaktan üzerinden geçerken dağ zirvelerinde minareleri seyretmek de keyifliydi:)




Uzungöldeki menumuzde buydu. Hamsiköy stlacı, alabalık, mercimek çorba. Ekmek ve toz şeker karadenizde nemden ötürü sanırım ahşap kaplarda tutuluyor.

16:50 - 22/8/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


TRABZON III

Kategori: DOGU KARADENIZ


(16.08.2007)

Perşembe günü ders saat 16:00'da bitti. Onun için uzak yerlere gezmeye gidemedik. Şehir içinde gezdik. Haftasonu gezmeye gruplar Ayasofya ve Atatürk köşküne çıktılar ancak biz oraları gezdiğimiz için şehri turladık. Yavuz Sultan Selim Trabzonda 22 yıl valilik yapmış. Annesi burada vafet etmiş ve annesinin adına bir camii yaptırtmış. Gülbahar Hatun Camii (Asıl adı Ayşe Hatun muş). Servisten burada ineceğimizi söyleyince kadının teki biraz garipsedi. aaa Camii mi gezeceksiniz diye tepki verdi. Eşimde tepkilerini asla gizleyemez. Siz manastır görmeye yüzlerce km gidip, bir o kadar da yol tırmandınız. Evet şehir içinde bir camii yi gezeceğiz dedi :) ( Ne densiz insanlar var. Size ne :) )
Görmeye değer minik ve sevimli bir camii...





GübaharHatun türbesi hemen camii'nin dibinde...



Camii'nin hemen yanında bir çay bahçesi. Havuzda kuğular vardı. Aynen bizim kuğulu parkımız gibi...





Saat kulesi...



Sanırım Ankaradaki Dikmen Vadisi gibi bir projeleri var...



Yavus Sultan Selim heykeli...



Orta Hisar Camii. Burası da zamanında kilise iken camiye çevrilmiş ve hemen yanına minare dikilmiş...





Akşam yemeği için Maraş Caddesinde Fevzi Hoca'nın yerine gittik. Trabzondaki tep 5 yıldızlı otelin tam karşısında. Kaygana getirdiler. Normalde kaygana içinde hamsi ile yapılırmış. Mezgit taze olduğu için mezgit aldik. Arkasından bir tatlıcıda laz böreği aldık. Buradaki laz böreği hiç güzel değildi çünkü üstündeki yufka tuzluydu, tatlı tuzlu karışık gerip bir şeydi. Ama ayder'e çıkarken yediğimizin tadı muhteşemdi. Veee fındık diyarında fındıklı baklava. Eşim bir porsiyon baklava bende laz böreği almıştım. Her ikisinin de tadına bakmış olduk...

16:49 - 21/8/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


TRABZON II

Kategori: DOGU KARADENIZ

(12.08.2007)

Trabzondaki 2. günümüzde Atatürk köşküne çıktık. Manzara doğa ve tarih hepsi iç içe muhteşemdi...









Köşkte fotoğraf çekmek yasaktı. Ancak öyle şık öyle zevkli vede güzel bir ortamı vardı ki... Çekmeden edemedim. Girişte soldaki ilk oda...







Fotoğraftaki ise Trabzon'un batı tarafı. Doğu kısmını Boztepe'den batı kısmı ise Atatürk köşkünden görebiliyorsunuz.. Bu çay bahçesinde uzun bir süre oturduk... Meydandan Atatürk köşküne çıkan otobüsler her yarım saate bir kalkıyormuş. Biz bir laz amcaya adres sorduk. O da köşke çıkacakmış. Bize başladı anlatmaya şuradan binersiniz böyle gidersiniz buraya binersiniz vs derken otobüs kalktı, biz hala konuşuyoruz... Sonra otobüs kalktı amca dedim. "uyyyyy koşalım da" dedi. Başladık otobüsün peşinden koşmaya. Yakaladık otobüsü bindik otobüse. Bizim laz amca şöförü fırçalıyor. "Uyyy yaktun bizu" :) Bir de akşam dönünce eşimin tipik meyve krizi tuttu. Market arıyoruz, bir kaç çeşit meyve alacağız. Bir laz amcaya da marketi sorduk. "Ha buraya karşıdan geçeysun ama karşuya geçerken tikkat et!!!" Eşimin yorumu yol tarif ederken beni düşünene ilk kez rastladım :)
Fıkraya falan gerek yok Karadeniz insanı gerçekten çok komik....





Karadenizin yöresel kıyafetleri...



Akçabat'a köfte yemeye gittik. Yol boyunca ustalar var ancak biz Cemil Usta'dan çok memnun kaldık. Tertemiz pırıl pırıl bir yer. Sahibi geldi yanımıza oturduk sohbet ettik. Bize neyi nasıl yaptıklarını anlattı. Sabah 5de iş başı yapıp her gün 700 kilodan akçabat köftesi hazırlıyorlarmış. Fındıklı baklavayı ise günde 15 tepsi sunuyorlarmış. Ben tur gruplarını sevmem Erdal Bey dedi eşime. Benim müşterimi kaçırıyorlar demişti.... Defalarca özür diledi. Bugün çok yoğun bizim gerçek servisimiz bu değildir. Bizi daha sakin bir zamanda ziyaret edin demişti. Giresun-Trabzon yolu üzerinde Akçabat çıkışında deniz kenarında bir yer. Yolu düşenlere şiddetle tavsiye ederim...



Piyazi. Karadenizin kuru fasulyesi de müthiş lezzetliydi. Bembeyaz boncuk boncuktu....



Trabzon vakfıkebir ekmeği, mısır ekmeği ve de çavdar ekmeği geliyor köftenin yanına... Hangi lezzeti seviyorsanız onunla doyuruyorsunuz karnınızı...



Trabzonda porsiyon olayı yoktur. Gramla istiyorsunuz yiyeceğinizi. Biz yarım kilo köfte istemiştik. ancak 2 kişiye çok geldi. Kişi başı 200 gram fazla bile geliyor. Tavuk döner, akçabat köfte vs hepsi gramla isteniyor.... Diğer günleri de anlatmaya devam edeceğim...

16:48 - 21/8/2007 - yorum {yok} - yorum yaz


Sonraki Sayfa
Tanım
Gezelim Görelim :)
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Kategoriler
Son Yazılar
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009)
- Brüksel 3.gün (05-11-2009)
- Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009)
- Amsterdam 2.gun (07-11-2009)
- Amsterdam 3.gün (08-11-2009)
- PARIS 1.gün (29-06-2009)
- PARIS 2. gün (01-07-2009)
- PARIS 3. gün (02.07.2009)
- PARIS 4.gün (03.07.2009)
- PARIS 5.gün (04.07.2009)