| Meyvesepeti Geziyoor... |
BOLU-MENGEN (AŞÇILAR DİYARI)Yedigöller'den
yine benzer bir yol ile Mengen üzerinden 25 km asfalta kadar 2 saat yol
kat etitk. Sonra asfalttan1 saat gittikten sonra aşağıdaki görüntüler
eşliğinde Menge'e vardık. Ahçılık eğitim merkezi ve yüksek okulunun önünden geçtik ve otogarının önündeki o anlamlı heykelin fotoğrafını çektik... Mengen'de belki daha güzel restoranlar olabilir ancak bi kaç kişi aynı yeri söyleyince buraya girdik. Temiz nezih ve güzel biryerdi. Mengen usulü dana haşlama... Bulgur çorbası. (Karaman'da sulu pilav derler bu yemeğe ) Sütlaç.... Ve
Ankara'ya dönüş... Yeniçağa üzerinden otobana girdik. İki gündür
sürekli direksiyon başında olan eşim yorulmuştu. Otobanda ben
kullanabilirim dedim. Gişelerden girişte değiştik. Ve Ankara'ya 126 km
1 saate geldik. Ankara gişelerinde eşim tekrar aldı arabayı. Meğer ben
kullanırken yolu takip etmekten daha çok yoruluyormuş :) Sonra otoban
çıkışını kaçırınca Ankara'nın etrafını yarım dare şeklinde turladıktan
sonra Çayyolu üzerinden Ankara'ya girdik. Hem gişelerdeki sıra hemde
kavşağı kaçırdığımız için tam 1 saatimiz boşa gittik. Pazar akşamı saat
10'da evdeydik...
NOT : Eğer yılda
bir veya birkaç kez otoban kullanıyorsanız mutlaka KGS kullanımınızı
tavsiye ederim. Yolda solladığınız tüm araçların siz gişe sırasındayken
yanınızdan tıkır tıkır geçmesi çok acıydı :) 16:44 - 27/7/2007 - yorum {yok} - yorum yazBOLU- 7 GÖLLERPazar
sabahı herkesin oy atma telaşında olduğu o gün bi aşağıdaki
yollardaydık. Bomboş ıpıssız sakin mi sakindi... Önce kahvaltımızı
yaptık. sonra saat 9da çıktık yola. Bizden başka bi kaç araç daha vardı
onlarda ters istikamette Bolu'ya oy kullanmaya gidiyorlardı. Doğal
yaşamı koruma alanıymış yedigöller. Acaba hangi hayvanlar vardı. Yol
boyunca ürke ürke gittik. Sağolsun eşim birde bana izlediği bir filmi
anlattı. ben üç beş insan yüzü görene kadar gerildim:) Film
Avustralyada geçmiş. Orada nufus az ve yerleşim dağınıkmış. Bir aile
tatil için yola çıkıyorlar. Gitmek istedikleri yerin lefhalarını ise
kötü niyetli biri değiştiriyor. bunlar ise gidecekleri yere
gittiklerini sanaraktan ilerliyorlar (aynen biz :)) Sonra yolun sonunda
ise pusuya düşürüldüklerini anlıyorlar ancak çok geç oluyor. Adam bu
aileyi katlediyor. Sonra etrafta
vahşi hayvanlar olduğunu hayal ettik. Yolumuzu bir ayının
kesebileceğini düşündük (Aynen babamın arazi çalışmalrına gidip
döndükten sonra kardeşimle bana anlattığı hikayeler gibi ) Yol uzadıkça uzadııı. Park alanına geldiğimizde Bekçiye hemen sordum yolumuz daha çok mu diye. Adam evet bi 30 km var. Dedi. Peki biz tüm gölleri görebilmek için nasıl gitmeliyiz diye sorduk. Adam bilmem ben 10 yıldır hiç gitmedim dedi. Olay iyice garip bir hal aldı :) Daha 12 km gelmişiz. 30 km daha var ve yol iyice bozuldu. Tam 2,5 saatte 30 km yolu aldık. Ama muhteşem bir manzara ve ürkütücü bir orman içinde. Yolun en güzel ve en düzgün kısmı... Ağaçlar insanın üstüne devrilecek gibi duruyordu. Böyle korku filmlerindeki ellerini koları sallanan ağaçlar gibi :) Yolu bir inerek bir tırmanarak katediyorsunuz. Bir mola verdiğimiz mekanda karşı tarafta yaylalar vardı. İşte o yaylalardan biri.... Vem müthiş Bolu Ormanları... 2,5
saat sonra seyir terası diye bir yerde mola verdik. İşte seyir
terasından yedigöllerden en büyüğü deringöl. Orada motorsikletli
bir çift ve bir arkadaşlarıyla karşılaştık. İşte yedigöllerden biri o
aşağıdaki. Birlikte fotoğrafını çektik. Biz farklı bir yol olan mengen
üzeri gitmemizi tavsiye ettiler.. Evet farklı bir güzergahı gezebiliriz
diyerek aklımıza yattı. Sonra dedik ki acaba levhaların yönünü
değiştirenler bunlar mı :) Yedigöller
parkına geldiğimizde bir levha vardı. İşte burada göller ve adları var.
En alttaki Bolu girişinden girdik biz. Nazlıgöl ile gezmeye başladık.
Şelale ve gülen kayaları gördük. Dilek çeşmesinden su içip dilek
tuttuk... Şelalenin bu kısmında insanın yüzüne serin serin rüzgar esiyordu. 3,5 saatlik yolculuktan sonra burada biraz ferahladık. Şelalenin oluşumunu gördük. Minik minik akan sular birleşiyordu... Şelalenin hemen yanında 7 dilek çeşmesi. Her birinden 7 yudum su içip 7 dilek tutmak gerekmiş :) ama biri akmıyordu.... Biz 6 tane dilek tuttuk... Deringöl kenarında barbekü yapıyorlardı. Bu doğal ortamı bozmamak adına çevredeki çeşmelerde deterjan kullanmak yasaktı. Eski geyik üretme çiftliği varmış ama biz geyik falan göremedik... Büyükgöl çevresinde tur attık... Muhteşemdi... Zaten bu 7 göl birbirine çok yakın. Bir 20 dakikalık parkur yürüyüşü ile hepsini görebiliyorsunuz. Büyük göl en güzel olanıydı bizce. Kurbağalar yılanlar fareler... Çok doğaldı... Nilüfer mevsimi ne zaman bilmiyorum ama bu gölü nilüferler açmışken görmüş olmayı çok isterdim... Yedigöllerde
1 saat gezdikten sonra Mengen yoluna girmek için yola düştük...
Ömürde bir defa mutlaka görülmesi gereken bir yer ancak oldukça yorucu
ve tehlikeli yolu var... Ama iyikide kötü yolu var... Yoksa oraya
gidebilen insanlar oraları talan ederdi ve bu kadar doğal kalamazdı.... 16:41 - 27/7/2007 - yorum {6} - yorum yazBOLU- GÖLCÜKBolu'ya
geldiğimizde nasıl sıcak, nasıl basık bir hava vardı anlatamam....
Kalacak yeri hemen ayarladıktan sonra (bu sırada eşimi yolda ikna
ettim:) ) kendimizi göl kenarına attık... Gölcük Bolu merkeze sanırım 7
km uzaklıkta. Bir 15 dk içerisinde ulaşılabiliyor. Muhteşem bir görüntü
bizi karşıladı. Aaaaaa ben bu evi eski postalkartlarda görmüştüüüüümmm
:) diyerek tüm gölün çevresini turlamaya başladık. Bol bol fotoğraf
çektik. Fotoğrafçılık kluplerinin uzman çekimler için geldikleri
yerlermiş buralar.. 3 kişilik bir grup da bizimle gezdi. Çiçek,
böcek, kurbağa her ne bulurlarsa çekiyorlardı:) Biz o kadar abartmadan
ortamın keyfini çıkarmaya çalıştır. Bu arada makinamızın tekinin pili
bitti. Birinin belleği doldu. Boş belleği pili sağlam makinaya
aktararak çekimlerimize devam ettik. Mevsiminde bu yapraklar üzerinde kocaman kocaman nilüfer çiçekleri açarmış... Orman Bakanlığı'nın misafirhanesiymiş bu güzel bina. Ancak tabiki herkese açık değilmiş. Bizi bahçesine bile sokmadılar :( 1 Temmuzdan sonra gölde balık da tutulabiliyormuş. Av yasağı bu tarihte kalkıyormuş. Göle olta atmış bi kaç çocuk. Tuttukları balığın adı abant alasıymış.. Biz
göle karşı otururken iki kızı ile balık tutmaya gelmiş bir adam vardı
yanımızda. Minik kızlarla tanıştık arkadaş olduk. Sağdaki didem (7
yaşında) soldaki de Gökçem (3 yaşında). Göldeki her gördükleri kurbağa
için heyecanlanıyorlardı. Kurbağaya da kaplumbağa diyorlardı.
Gökçemin'de dizi kanamış onu gösteriyordu bana :) Turun sonuna yaklaştık. Kenardaki sazlıktan kadife topladık. İskelelerden balık tutan insanlar... Akşam
oldu.... Bolu dağlarına sis çökmeye başladı. Yemek yiyecek bir yer
bulamadık çünkü tek restorant vardı. O da içkiliydi. (Adı kır
gazinosuymuş) İçeri girince farkettik. Biz çıkarken adam
peşimizden koştu neden çıktığımızı sordu. Biz de sebebini açıkladık.
İçkisiz bölüm göstermek yerine bize kapının yanındaki masayı gösterdi.
Eşim çok sinirlendi. Hem insanları rahatsız edecek tavırları hemde kapı
önündeki masayı göstermesi kötüydü gerçekten... Neyse.... Çıkış'da alabalık üretme tesisleri varmış ancak bunu sonradan öğrendik... 16:39 - 26/7/2007 - yorum {yok} - yorum yazBOLU- GEREDEEşim bir kaç aydır evde geçici izinliydi. Bir hafta kadar önce işe başlayacaktı ki evde günlerdir hiç birşey yapmadığını düşünerek hayıflanıyordu. Ben ortaya bir fikir attım. Hadi bu haftasonu kaçalım bi yerlere. Nereye ama oy kullanacağız falan derken. Dedim benim sandığım Konya'da ben kullanamam sen de kullanma. Gideceğimiz yerler hem boş olur. Kalacak yer bulmakta sıkıntı çekmeyiz. Hem de yollar sakin olur. Onunda aklına yattı. Bolu Gölcük için Onur'un tavsiyeleri üzerine günübirlik yola çıktık ancak ne olur ne olmaz belki kalırız diye de pijamalarımızı aldık yanımıza. Nasıl olsa arabayla gidiyorduk. Eşimin uzun yol tecrübesi pek yok. Sakin yerlerde ben kullanırım diyerek o konuda da biraz rahatlattıktan sonraaaa Cumartesi sabahı yol çıkmaya karar verdik. Ben valizleri hazırlayıp evi toparlayana kadar o arabanın lastiklerine baktırdı. Yakıt aldı. Arabayı yıkattı. Saat 9 gibi çıktık yola..... Otobandan gitmeye karar verdik. Gerede'de (Bolu'nun ilçesi) otobandan çıkıp kahvaltı yapalım dedik. Gerede'nin içini bir turladıktan sonra kahvaltı yapılacak yer esentepe'yi gösterdiler bize. Orada ormanlık güzel kahvaltı hazırlayan yerler varmış. E bizde oraya gittik... Bolu ormanlarını eteklerinde hepsi doğal ürünlerden oluşan sade bir kahvaltı yaptık. Ekmek ve pideler sıcacıktı. Biraz fazla kaçırınca yürüyüş yapalım diyerek çevreyi keşfe koyulduk. Bu patika yoldan geçtikten sonra Değişik çam ağaçlarının altında yürüdük... Misss gibi çam kokusunu içimize çektik. Arabanın termometresi 25 dereceyi gösteriyordu.... Serin serin gezdik buralarda... Kahvaltı dönüşü Bolu'ya gitmek üzere Yeniçağa'dan otobana girecektik ki, Ankara-İstanbul yolu üzerinde sağ tarafta bir göl gördük. Hemen arabayı göl kenarına kırıp biraz dinlendik. Yeniçağa'daki gölü gezdik... Gölcüğe ulaşabilmek için Bolu yoluna girdik...... 16:38 - 26/7/2007 - yorum {1} - yorum yaz
|
Tanım Gezelim Görelim :) Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Kategoriler
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009) - Brüksel 3.gün (05-11-2009) - Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009) - Amsterdam 2.gun (07-11-2009) - Amsterdam 3.gün (08-11-2009) - PARIS 1.gün (29-06-2009) - PARIS 2. gün (01-07-2009) - PARIS 3. gün (02.07.2009) - PARIS 4.gün (03.07.2009) - PARIS 5.gün (04.07.2009) |