| Meyvesepeti Geziyoor... |
EYMİR (01-05-2009)
00:03 - 2/5/2009 - yorum {0} - yorum yazBEYPAZARI1-2 aydır Ankara'ya 100 km uzaklıkta olan Beypazarına gidip gezmek gibi bir niyetimiz vardı ancak bir türlü haftasonumuzu boşaltamıyorduk. Ya eşimin işi ya benim yüzme kursum ya da düğün nikah vs bişeyler engel oluyordu. Eşimin küçük ablası ve ailesiyle, eşimin büyük ablası ve ailesiyle kalabalık bir nufus 3 araba hep birlikte çıktık yola :) Benim fotoğraflarımın dışında çok daha güzel bir albüm için buyrun işte buraya Beypazarı'na girmeden önce Hıdırlık Tepe'ye çıktık. Selçuklu döneminden beridir hıdrellezin kutlandığı bir mekanmış burası.... ![]() Hıdırlık tepeden Beypazarı'nın görünümü... ![]() Beypazarı girşindeki insanların bidon bidon su doldurdukları çeşme. Üzerinde ise Beypazarı maden suyunun şişesi... ![]() Hıdırlık tepede erişte satan bayanlar. ![]() Beypazarı konaklarıyla ünlü olunca sokaklardaki çöp tenekeleri bile konaktan :) ![]() Takı tasarımı için 2 yıllık meslek yüksek olu olan ilçede gümüş çok ucuz ve çeşit çeşit çok bol... Bir kuyumcular çarşısına girdik ve bayanların her biri birşeyler aldı :) Hepimiz gümüşlendik... Ben 2 adet kolye, eşimin küçük ablası incili bir tam takım, eşimin büyük ablası yeşim taşından bir yüzük. Gümüş tesbihler bileklikler takılar neler alındı neler :) Fiyatlar mı yaklaşık şöyle Zincir: 9 ytl kolye ucu: 15 ytl Tam inci takım: 75 ytl yüzük: 30 ytl Tesbih:50 ytl .... ![]() Gümüşcülerden sonra ilçe içerisindeki pazara yönelip alışverişe başladık... Pazarda ilk göze çarpan bayanların satış yapması. Eşimin bir tezi vardır. Bayanların çalıştığı yerler temiz olur der. Gerçekten nezih ve temiz bir yer. ![]() kekik, tarçın, papatya, gül, defne, çikolata, ardıç, nerigs, yosun ... vs akla gelmeyecek bi çok şeyle hazırlanmış sabunlar... ![]() ![]() ![]() Hazır çorbalıklar... ![]() ![]() Beypazarı kadınlarının baklavaları ve erişteleri meşhur... Aynen etiketteki gibi konuşuyorlar :) ![]() Dükkanların önünde ellerinde sepetlerle dut kurusunun tadına baktırıp sizi dükkanın içine çağıran bayanlar... ![]() Tülbentler... ![]() Beypazarı konakları. Yaklaşık 500 tanesi restore edilmiş... ![]() ![]() Yaşayan konak adında bir yere giriyoruz. Giriş 2 ytl öğrenci 1,5 ytl. Kesinlikle gezilmesi gereken bir yer :) ![]() ![]() Konak girişinde bir rehber sizi karşılıyor ve anlatmaya başlıyor... Konağın sahipleri fotoğraftaki Emine Hanım (umarım yanlış hatırlamıyorumdur ) Beypazarı Beldesinin ilk öğretmeni ve eşi ise tüccar hali vakti yerinde bir bey... ![]() Hali vakti yerinde olan ailenin yoksullara yaptığı yardımı incitmeden yapmaları ise muhteşemdi. Günün belli saatlerinde konağın dış kapısına gelen yoksullar konağın kapısını çalmadan dış kapının önünden kaplarını bu dönen dolabın içine koyuyorlar ve arka taraftaki mutfaktan kabı alan konak halkı o günün yemeğinden doldurarak dolabı geri çeviriyor. ![]() ![]() Konağın giriş kattaki mutfağı... ![]() ![]() Konağın girişinde ebru sanatı ile uğraşan beyefendi sizlerinde ebruya eşlik etmenize izin veriyor ve sorularınızı yanıtlıyor... ![]() Salondan açılan ilk odada kurşun dökülüyor. Kurşun döktürme 5 ytl :) ![]() Kilden malzeme yapabiliyorsunuz. ![]() Konağın üst katına çıkıyorsunuz. Misafir odası. Konağın en değerli misafirleri burada kalır ve ikramalrı burada yapılırmış... ![]() Eyvan. Konaktaki en aydınlık mekan... Namaz kılınır ve Kuran burada okunurmuş... ![]() Evin sahibi Emine Hanım ve eşinin yatak odası burası. Yatak yok mu :) Yer yatağında yatarlarmış. ![]() Her odada dolap şeklinde bulunan banyolar. Aslına o kadar sadık kalınmış ki raflarda killi sabunlar duruyor :) ![]() Konağın radyosu... ![]() İlk telefonlar... ![]() Bu oda da konağın sahiplerinin kızlarına aitmiş. (Halen Ankara'da yaşadıklarını öğrendik). Odanın baş köşesinde masalcı teyze var. Eski Türk masalları anlatıyor. Teyze hiç durup dinlenmeden anlatıyor :) Birini bitirip diğerine geçiyor. Kalabalık gezdiğimiz için bu odada uzunca kalıp masalları dinleyemedik :( Bir dahaki sefere diyerek yan odaya geçtik... ![]() Bu da evin gelinin odası... Çeyizlikler elbiseler hepsi orjinal... ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Konağın gümüşleri, bakırları... ![]() Çatı katında ise Hacıvat karagöz oynatılan bir ortam var. Kuklalar emvcut ve metinleri ise arkada baskıda duruyor. Bir sandık içinde ise Hacıvat Karagöz kıyafetleri var :) Bu kıyafetleri giyip elinize diyalog textlerini alıp Hacıvat Karagöz oynayabiliyorsunuz :) ![]() Konaktan sonra hayli acıkan biz tavsiye üzerine İnözü Vadisinde Zindancık adı verilen bahçeye testi kebabı yemeye gidiyoruz. Bahçenin girişi üzüm asmaları ve domates fideleriyle dolu. ![]() ![]() İzin isteyerek domateslerden koparabiliyorsunuz... ![]() ![]() Oturduğunuz yerde tam tepenizdeki elma ağaçlarında ise elmalar dolu. Onlardan da koparabiliyorsunuz :) ![]() ![]() ![]() 2 adet beypazarı güveci istiyoruz ve 4 kişilik Testi kebabı alıyoruz... ![]() Ardından tek porsiyon höşmerim alarak buradan ayrılıyoruz... 13:53 - 26/8/2008 - yorum {6} - yorum yazÇUBUK-KARAGÖL-BARAJ30
ağustos tüm gün tatil olunca eşimle günü birlik bir yerlere gidelim
dedik. Ama çok da uzak olmasın yolda yorulmayalım, yakın biryerler
olsun istedik. Bir kaç defa duymuştuk. Çubuk ilçesinde Karagöl var
diye. Gerçi benim oda arkadaşım Çubuk'dan oraya içmeye giderler diye
uyarmıştı ama biz yinede gidelim bir görelim dedik.... Korunmuş bir yer
olsa çok daha güzel olurdu eminim ama mahvetmişler gölü. Ellerine geçen
poşet çöp ne varsa atmış insanoğlu oraya... Biraz oturduk meyve
falan yedik. Ardından gölün etrafında bir tur atıp düştük yola.
Fotoğraflar ışıktan sanırım çok güzel çıkmış. Aslında göründüğü kadar
güzel bir yer değil :)
Yol
üzerinde Çubuk II Barajına girdik. Zavallı Ankara'nın suyunun geldiği
baraj bomboştu. Bu ahşap masada biraz oturup kuraklığın ne büyük bir
ceza veya imtihan olduğunu düşündük... Buda
barajın arka tarafı. Babam diyor ki biz çocukken bu kapaklardan su
çağlayarak aşağıya dökülürdü biz sesinden korkardık... Su o kadar
doluyordu ve kapaklar açılıp boşaltılıyordu demek bir zamanlar... Tam
bu bentin üzerinde eşim arabanın sol önünü kaldırıma vurdu. Radyatörün
ayaklarından birini çatlattı. Yol boyunca arabanın altından antifrizli
su aktı. Her 5 dkda bir durup radyotörün deposuna su koyarak yola devam
ettik. Akşam arızanın ne olduğunu öğrendiğimizde ise opel araçların
parçalarının ne kadar pahalı olduğuna bir kez daha kanaat getirdik.
Benim arabamda opel ancak eşiminki kadar masraf çıkarmıyor yada ben
daha dikkatli kullanıyorum. Eşimin eniştesi Ablacım bu arabayı sen
kullan bizim bey her ay bir arıa çıkartıyor deyinceeşim bu işe biraz
bozuldu ama olsun canım artık biz de kasko yaptırırız artık :) Neyse artık cana geleceğine mala gelsin... 16:53 - 31/8/2007 - yorum {4} - yorum yazPAZAR BRUNCH' IBu
ara sürekli geziyoruz. Önceki haftasonu Bolu muhteşemdi, haftaya da
Trabzon'a gideceğiz nasipse.En yakın zamanda da oraların da
fotoğraflarını yayınlarım inşallah. Bunun için geçtiğimiz haftasonu da
Ankara'da olalım istedik. Ahlatlıbel'de kurumun brunch tesisinde
buluşalım dedik. 11-15 arasında yeni çiftler (Bahar ve Özgür) ile
birlikte (biz artık eskidik ya :) ) kahvaltı yapalım dedik. Ne de güzel
oldu hem dinlendik hem de iyice serinledik. Ahlatlıbel Ankara'nın en
serin ve de en çok esen yeriydi. Ankara ayakalrınızın altında :) Ahlatlıbel'e iznini veren Ahlat ağacıymış. Veee brunch sonu tatlılarımız.... 16:46 - 3/8/2007 - yorum {0} - yorum yazAnkara-Göksu ParkıBu
aralar pek sık geziyorum. Meyvesepeti değil sanki gezisepeti :) Onun
için fazlaca yemek yapamıyorum. İşlerde yoğun olunca çektiğim
fotoğrafları bloguma ekleyecek zamanım bile olmuyor. Bu haftasonu Bolu
yedigöller, gölcük, mengen, geredeyi gezdik. Bir ara onlarında
fotoğraflarını toparlayacağım ancak önceki hafta da eşimle güzel bir
haftasonu tatili için Göksu Parkına gittik. Ben halka açık yerlerin
böyle nezih olabileceğini düşünmüyordum ancak biz çok beğendik.... Aşağıdaki kule parkın hemen girişinde karşınıza çıkıyor ve ona tırmanıyorsunu. Trımanırken de oval oval pencerelerden de parkı görebiliyorsunuz. Tırmanınca karşınızda kocaman bir göl ve iskele.... Daha sonra ahşap bir iskeleden gölün etrafını turlamaya başlıyoruz... ![]() Ay
biz bu ördeklere bayıldık. İskelede aşağı bakıyorduk ki. Anne ördek
yavrularını topladı önümüzden süzüle süzüle gittiler. Arkaya dönüp
dönüp bakıyor. Tüm yavruları onu takip ediyor mu diye :) Böyle bir cafede insanlar ayaklarını uzataraktan yerlere dağılmışlar ancak biz buraya oturmadık. Lokma tatlısı yapan amcanın fotoğrafını çekmek için hazırlanıyordum ki alıcılara seslendi eveeet poz veriyoruz diye :) Gölün
yarısını turlayınca biraz oturduk. Yanımızda bir dede ile anneanne
torunlarını almış oturuyorlardı. Eşim minik kıza ve güven içinde
uyumasına bayıldı.... Sonraaa bu trene binip gölün etrafını turladık:) Çocuklar gibi şendik... Dağ kızağına binmedik ama bir dahaki sefere mutlaka diyerek ayrıldık:) Göl etrafındaki turumuzu bitirince salıncak cafe'de yukarıda gördüğünüz salıncakta sallanarak oturduk. Müthiş keyifliydi. Bir demlik de çay istedik. Böyle göle baka baka çayımızı yudumladık... Ben gözleme aldım eşim de hamburger... Sohbet sohbeti açtı. Derkennnn akşam oldu.... 16:37 - 24/7/2007 - yorum {1} - yorum yaz
|
Tanım Gezelim Görelim :) Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Kategoriler
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009) - Brüksel 3.gün (05-11-2009) - Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009) - Amsterdam 2.gun (07-11-2009) - Amsterdam 3.gün (08-11-2009) - PARIS 1.gün (29-06-2009) - PARIS 2. gün (01-07-2009) - PARIS 3. gün (02.07.2009) - PARIS 4.gün (03.07.2009) - PARIS 5.gün (04.07.2009) |