| Meyvesepeti Geziyoor... |
SEYAHAT HAZIRLIKLARIMerhabalar... Eşimin içinde bulunduğu bir proje gereği sıralı toplantılar bir Türkiye de bir yurtdışında olmak üzere sürüyordu. Projenin konusu Avrupa Birliği öncesi Türkiye elektrik iletim hatlarının Avrupa Birliği üyesi ülkelerin elektrik iletim hatlarına bağlanması. Bu işlemlerin hukuksal bacağı ise eşime düşüyordu. 6 ay önce İsviçre'deki toplantıdan sonra yine bir toplantı olacak ancak nerede olacağı ve katılımcıların kimler olacağı belli değil. Toplantı yeri Roma olarak belirleniyor. Ancak zamanı kesinleşmiyor. Karşı tarafın avukatının da katılıp katılmayacağı belli değil. Eğer muhatabı katılacaksa eşim de katılacak. Sabırsızlıkla gelişmeleri bekliyorum:) Ramazandan önce katılımcılar belirleniyor Eşimin de katılacağı netlik kazanıyor. Bayramın hemen ardından cuma günü toplantı yapılacak toplantı ise Kolezyumun karşısındaki Mercure Hotel'de olacak. Hazırlıklara başlıyoruz. Öncelikle pasaport. Gri görev pasaportu ile çıkılcak süper bişey vizeye gerek kalmıyor:) Eşim önceki pasaportlarımız ve kimliklerimizle emniyete gidiyor ve sadece görev uzatma için kaşe vurup gönderiyorlar. Sadece bir kaç saat. Görev harcırahı 3 gün ama biz 8 gün kalmaya karar veriyoruz. THY den biletleri alıyoruz. Eşiminkini kurum benimkisini ise eşim karşılıyor:) Kişi başı 700 YTL Uçuş Ankara'dan önce İstanbul'a oradan da Roma'ya... O sıralarda yemek blogum ile meşgul oluyorum. Sağ taraftaki dinamik linklerde bir başlık gözüme çarpıyor. Roma'da 3. gün. Aaaa diyorum MissZerrin gitmiş gelmiş günlüğünü yazıyor. Muhteşeeeemm diyerek hemen yorum bırakıyorum. Sağolsun o da bana mail atıyor. Derken uzunca bir mail trafiği başlıyor:) Bissürü tavsiyeler alıyorum. Onlar da bizim gibi genç bir çift ve kafalarına göre geziyorlar... Ardından yemek blogumda bir başlık daha Ganne Roma'da ayy süper diyerek ona da bir mesaj atıyorum. Günlüğünüzü sabırsızlıkla bekliyorum diyorum.... O da bana mail atıyor. Ve onunla da yazışmaya başlıyoruz. Ortak bir de arkadaşımız çıkıyor:) Sevgili Lama... Gannecim sağolsun bana özel albümünü açıyor, fotoğraflarına bakıyorum. Sonra bana Ongun Bey'in Roma Rehberi'ni tavsiye ediyor. Satır satır okuyup çıktısını alıp sırt çantama koyuyorum. Sonra Dosta kitapevinden İtalya ve Roma kitapçığı alıyorum. Plan yapmaya başlıyoruz.Seyahat olur da alışverişsiz olur mu? Bir sırt çantası almam gerek. Nike'ın buz mavisi bir rengine kafayı takıyorum ancak okul sezonu açıldığı için hiç biryerde aradığım çantayı bulamıyorum:( Bende gidip pumadan kırmızı bir çanta beğeniyorum. Eşim çok kızıyor:) Sen yorulup o çantayı bana vereceksin ben kırmızı çantayı nasıl takacağım diyor:) Ama yine de beni kırmayıp çantayı alıyor. Bir de kırmızı en küçük kabin boyu çek çek valiz alıyorum. (Şu sıralar kırmızıya takmış durumdayım) Eşime yağmurluk lazım ancak aradığımızı bulamıyoruz. İnce su çekmeyen bir model beğenip içine kapşonlu sweet alalım diyoruz ancak bayram öncesi hiç biryerde hiç bir aradığımızı bulamıyoruz. Bayramın 2. günü de alışveriş merkezlerinde geçip gidiyor:( 2-Ekim-2008 de yola çıkıp 10 Ekimde döneceğiz. 8 günümüz var... 1.gün Roma'ya varış otele yerleşme, toplantı otelini bulmaca 2.gün Toplantı 3.gün Roma'yı gezmece 4.gün Napoliye gidip dönmece 5.gün Floransa 6.gün Venedik 7.gün Milano 8.gün Roma'ya dönmece.... Ancak plan böyle olmadı gerçekleşen şöyleydi: 1.gün Roma'ya varış otele yerleşme, toplantı otelini bulmaca 2.gün Toplantı 3.gün Roma'yı gezmece 4.gün Floransa 5.gün Floransa 6.gün Venedik 7.gün Venedik 8.gün Verona Bozen gidiş dönüş 9.gün Verona ve Roma'ya dönmece Roma'daki otel Tren İstasyonuna yakın olmalı ve Toplantı oteline yürüme mesafesinde olmalı. Bunun için Ongun Bey'in de tavsiye ettiği, terminiye 5 dk yürüme mesafesinde ve toplantı oteline de yakın Teti Hotel'e booking.com'dan rezervasyon yaptırıyoruz. (double room 115 E gecelik). Bu arada sürekli google earth de Roma'yı çözüyorum. Floransa için ise yine istasyona yakın ve merkeze yürüme mesafesinde Hotel Constantini'den (double room 90 E gecelik) rezervasyon yaptırıyoruz. Ancak kesinlikle tavsiye etmiyorum. Venedik ve Milano için rezervasyonu bayramda evden yaptırırz diyoruz. Bizdeki wireless problemi ardından eşimin ablasındaki pcnin çökmesi gibi aksilikler nedeniyle rezervasyonu yaptıramıyoruz. Uçak check inde mecburen son güne kalıyor... Valizlerimizi hazırlıyoruz. Toplantı yüzünden takım elbise ayakkabı kemer derken valizimiz biraz ağırlaşıyor...... Laptopu ve kamerayı götürmemeye karar veriyorum. Yanıma minik bi digital fotoğraf makinası alacağım. Ona yedek bir batarya ve yedek 4 gblık SD kart alıyorum... Artık seyahate hazırız. Eve geldiğimizde sabit telefonumuzda bir çağrı var. İsviçre seyahatinden arkadaşımız Nurgül Abla... Arıyor ve uzun uzun konuşuyoruz. Planımız biz kuzeye çıkınca onunla Milano yada sınıra yakın biryer de buluşmaktı. İtalya kuzey'de İsviçre ile sınır. İsviçre vatandaşlarının da ayrı bir dolaşım hakkı olunca onun açısından güneye inmek problem olur diye düşünmüştük ancak izin problemi yaşamış:( Buluşamayacağımız için üzgünüz , sonra başlıyoruz sohbete bir Türkiye dönüşlerinde İtalya üzerinden gelmek için çizmeye girdiklerini ve pişman olduklarını anlatıyor. İtalyanlardan nefret ettiğini söylüyor. Çantasını çaldıklarını ve bağırmaktan başka hiç birşey yapamadığını. Adı verilen geminin gelmediğini günlerce limanlarda kaldıklarını İtalyanların İngilizce bilmediklerini ve İsviçre seyahatini çok arayacağımızı söylüyor:) Ben erken kalkacağımız için telefonu kapatınca gidip yatıyorum ancak eşim valizini toparlamaya başlıyor ve tabiki geç yatıyor.... 09:58 - 22/10/2008 - yorum {2} - yorum yazROMA 1.gün ve YOLCULUKSabah kalkıyorum dünden hazır olan valizimi kapatıyorum. Sonra giyiniyorum. Telaşla işyerine gidip rezervasyonları yaptırmayı düşünüyorum. Otellerin google earth çıktısını almam, Venedik için bir otel bulmam ve uçak için de check in yaptırmam gerek vs vs.. Eşimi uyandırıyorum. Bi bakıyorum doğruca mutfağa gidiyor???? Erdal hadi çıkalım diyorum. Ben İtalya'da çayı özlerim kahvaltı yapalım çay içelim diyor. Hoppalaaaa... Sinirlerim geriliyor. O da zaten toplantı öncesi streste. Yiyoruz birbirimizi... Apartmanın otoparkında daire başına bir park yeri olunca benim arabayı işyerine bırakıyoruz. Laptopu da çekmeceye kilitliyorum. Anahtarını oda arkadaşıma bırakıyorum. Eşimin arabasını park yerine bırakıp onun anahtarını da bir terslik olur diye annemlere bırakıyoruz. Anahtarı bırakırken annem suratımı asık görüp noldu diyor... Kavaga ettik diyorum. Sıkıntı yapmayın çocuğum. Gezin bolca diyor... Havaalanına gidip check inleri yaptırıyoruz. Her iki uçuş içinde kanat üstü olmasın dememize rağmen kadın yine de kanat üstü veriyor. iç hatlardan İstanbul uçağına biniyoruz. İçimden oh olsun diyorum. Benim için hiç önemli değil ama eşim kuş bakışı Roma ve İstanbul'u görmeyi çok istiyordu. Çay derdine düşersen olacak olan bu diyorum:) Ama adam yine şanslı bayramın 3. günü olduğu için her yer bomboş. Bizde uçak havalandıktan sonra bir sağa bir sola geçerek uçak içinde koltuk değiştirerek İstanbul'a varıyoruz. Hosteslere fotoğraf çekebilirmiyim diyorum. Kalkıştan sonra diyorlar. Ben de Sakarya nehrini ve boğazın fotoğraflarını çekiyorum.... Sakarya Nehri ![]() İstanbul Boğazı İstanbul boğazı.... 55 dk sonra Atatürk Havaalanına iniyoruz. Dış hatlara geçiyoruz. Valizlerimizi bagaja vermediğimiz için bekleme vs olmadan gidip Roma uçuşunu yapacak uçağın bekleme salonuna oturuyoruz. Etrafımızdakilerin çoğu yabancı. Bir kısmı İtalyan. Tam karşımızda bir bayan oturuyor ve yanında 2.5- 3 yaşlarında oğlu Alexandıra. Müthiş tatlı bir çocuk. Elinde arabası bi o tarafa bi bu tarafa atıyor. Herkesle diyalog kurmak istiyor. Annesi arabasını saklayınca da hiç mızırdanmadan kendisine başka bi oyun kuruyor. Eşime takılıyor gözleri. Ona sağ elini kaldırıp başparmağını içeri kırarak kendince el sallıyor:) Eşimde ona el sallıyor. Böyle bir yarım saat karşılıklı el sallaşıyorlar ve sonunda uçağa yerleşip yolculuğa başlıyoruz. Aynı şekilde bu uçağında yarısı bomboş... Havalandıktan sonra bulutların resmini çekiyorum.... Eşim bu uzun ve daha yüksek uçuşta iyice geriliyor... Veee ardındna Roma'ya varıyoruz... Aynan google earthdeki gibi bir şehir:) İner inmez kalabalığı takip edip (bunu ganne anlatmıştı) bir trene biniyorsunuz. O sizi Fiumicino diğer adı Leonardo Davinci yani Roma Havaalanında bulunun 3 pistten biri olan B terminalinden alıp Roma Termini'ye gideceğiniz istasyona götürüyor. Havaalanında Uscita/Exit tabelalarını izleyerek (bagajlar nerede alınıyor bilmiyorum dediğim gibi bizim kabin tipi iki adet çek çekimiz vardı) tren istasyonuna varıyorsunuz... Roma-Termini ile Fiumicino arası 30 km. Yaklaşık 25-30 dk sürüyor. Biletinizi isterseniz makinadan isterseniz de gişelerden alabilrsiniz. Makinaların mantığını henuz çözemediğimiz için ilk biletimizi gişeden alıyoruz. Çok fazla tren ile seyahat edince sonralarında makinaları çözüyorum. İlerleyen kısımlarda tek tek onu da anlatacağım:) ( Kişi başı 11 E) Karmançorman bir yoldan sonra. Etrafta grafiti yazıları, araç hurda merkezleri ile pis bir hat. Roma terminiye iniyoruz. Elimizde henuz bir harita olmadığı için oteli biraz dolanarak buluyoruz. Yeri anormal kolay ve yakınmış:)![]() Roma Google earthde bir binayı gösteren 4-5 otel vardı. Olayı anlıyorum. Ortası boş eski eski binalar ve her bir katı bir otel:) Hatta bir katta farklı 2 otel bile var :) Biz 3. katta teti'ye çıkıyoruz. Valizlerimizi bırakıyoruz. Bir nefes alıp dışarı çıkıyoruz. Eşimin toplantı oteline sabah nasıl gideceğine bakıyoruz. Elimizde bir çıktı kolaylıkla oteli buluyoruz. Veeeee Kolezyum'a doğru inyoruz...![]() Veeee ışıl ışıl aydınlatılmış kolezyum karşımızda... ![]() Karşısında biraz soluklanmak için duruyoruz. İnsanlar sürekli fotoğraf çekiniyorlar... Yanımıza bir Bangladeşli yaklaşıyor ve elindeki ışıklı cam hediyelikte satmak istiyor. Hayır diyoruz anlatıyor da anlatıyor. Sonra da eşim onu lafa tutup bayıyor:) Bu arada ben de etrafı izliyorum. Arkası dönük olan bayanda (yukarıdaki fotoğrafta) arkadaşıyla Türkçe konuşuyor. Merhaba diye laf atıyorum. Onlardaa aa Türkmüş falan diyerek bizimle konuşuyorlar. İstanbul'da avcılarda çalışan bizden bir gün önce gelmiş olan arkadaş grubu olduklarını öğreniyorum. Derken yanımıza bir serseri yaklaşıyor. İtalyan serserisi :) Başlıyor havadan karadan konuşmaya. Çat pat bir ingilizcesi var. Bu tipler için bizi çok uyarmışlardı. Paranıza böyle insanların yanında sahip çıkın demişlerdi. Bizde pek sallamıyoruz ama adam sordukça konuştukça konuşuyor. Beni kapalı görünce başlıyor bana dinden anlatmaya. Tüm tanrılar birdir kıyafet inancı etkilemez vs gibi kendince felsefik dersler vermeye çalışıyor bana :) Eşimin yorumu offf tüm dünyada demek ki bu laflar aynı :) Onu boşverip yürümeye devam ediyoruz.... ![]() Kolezyumun hemen yanındaki Roma kapısı... ![]() Forum bu saatte kapalı olduğu için yürüyerek Piazza Venezia'ya varıyoruz. Victor Emanuelle II anıtına bakıp Aşk Çeşmesi'ne doğru ilerliyoruz. ![]() ![]() Piazza Venezia gibi bir meydan diye düşünüyordum. Binalar arasına sıkışmış gece gündüz çok kalabalık olan çeşmeyi de görüyoruz... Burda güller falan satılıyor. Sevgililer el ele falan ancak sabah kavga eden biz romantizmin R sini hissetmeden, elimize birer dondurma alarak (tanesi 2 Euro) İspanyol merdivenlerine ilerliyoruz... Eşim limonlu bende vişneli ve karamelli alıyorum... Dondurmalar bir harika:) ![]() ![]() İspanyol merdivenlerine geliyoruz... Herkes yerlere oturmuş ve gece oldukça geç bir vakit. Biraz dinleniyoruz. Havuzun başında biraz biraz konuşuyoruz ortam yumuşuyor. Ortada koşturan bir kız var babası arkasından sesleniyor... Zeyneeeepp kızım uzaklaşma:) Burada da Türkler. Ama onların son günleri bayram tatili bitiyor. Bizimkisi ise başlıyor:) Onlara laf atmıyoruz. Çünkü onlar ayrı bir havadalar :) Bir 10 dk sonra Kolezyum'un önünde bana din dersi veren İtalyan serseri geliyor. Havuzun üstüne atlıyor oradan su falan içiyor. Değişik garip tavırları var. Serseri işte diyoruz. O saatte kalablık mekanlarda birilerini çarpmak için dolaştığı apaçık ortada... ![]() Merdivenlerden yukarı çıkıyoruz... Hemen arkasında bir kilise var. Eşim açık olduğunu görünce hemen içeri girmek istiyor. Ben de onun bu kilise ve farklı inanç merakını anlayamıyorum ancak itirazsız içeri giriyorum. O gidip aini dinliyor bende etraftaki eserlere bakıyorum... ![]() Etrafta çıplak çocuk (melek resimleri) İsa çırılçıplak vs... Köşede bir heykel var. Çok estetik buluyorum ve yaklaşıp inceliyorum... Çıkarken Kilisenin yerleşim planında en çok beğendiğim eserin Rafael'e ait olduğunu okuyorum... Hadi ya diyerek dışarı çıkıyoruz. ![]() Girerken dikkatimi çekmemişti, çıkarken kapıdaki resme dikkat ediyorum... Duvarlarında çırılçıplak resimler bulunan kilisenin içeri insnaları bu kıyafetlerle almaması kendi içinde bir tezat değil mi :) Ama o sanat demeyin lütfen :)![]() Haritamıza bakarak oteli buluyoruz. Saat olmuş 24:00. Yorgun ve basınç değişiminden yorgun olan biz direk uyuyoruz... 08:56 - 22/10/2008 - yorum {2} - yorum yazROMA 2. gün (03-10-2008)Sabah 7:30'da kalkıyoruz. Otelin kahvaltı salonuna gidiyoruz. Bir dolap üzerinde kahvaltılıklar. Pakette krem peynir, jöle gibi koyu kıvamda reçel, 2şer li paketli kıtır, kruvasan ve sallama çay ve bir kahve makinasi ve meyvesuyu makinasi. Birer kruvasan alıp çay alıyorum. Eşim bi ananas suyu bi portakal suyu alıyor. Daha sonra panikle gidip giyinip toplantıya gidiyor. Ben de kahvaltıma devam ediyorum. Bir önceki gün Napoli'ye gitmekten vazgeçiyoruz. Aklıma birden o geliyor. Erdal bir gün önceden ayrılacağımızı söyledin mi otele diyorum. Sen bi ayarla diyip gidiyor... Kahvaltıdan sonra odaya gidip biraz uzaniyorum. Başım çıldıracak gibi ağrıyor. Odanın panjurları kapalıyken uyumak kötü geliyor bana çünkü güneşin doğduğunu anlamadan karanlıkta birden bire uyanıyorsunuz. Panjur olayını hiç sevmiyorum. Hemen açıyorm. Saat 10:00'a kadar uyuyorum. Sonra kalkıp giyinip sırt çantama da bişiler atıp terminiye gidip tourism information bulmaya. Otelden çıkarken harita olup olmadığını soruyorum. Resepsiyondaki çocuk odalara bırkalıyor ama sanırım size bırakılmamış olabilir diyip gidip bana bir harita getiriyor. Haritam artık var gitmesem de olur diyorum. Bu haritanın üzerinde heryer işaretli, net ve açık. Roma Pass'de alacak olsak akşam eşimle birlikte bakarız diyip çıkıyorum yola. Eşim "Öğle yemeğinde 12:00 gibi beni toplantı otelinden alırmısın" diyor. Ben de tamam diyorum. Yemeğe birlikte çıkacağız onun için geze geze otele gideyim diyorum. Otelden çıkıyorum meydanda en eski kiliselerden biri var. Santa Maria Maggiore. Bakıyorum turist grupları dışarı çıkıyor. Demek ki ziyrete açık diyip içeri giriyorum. ![]() Minik minik klisecikler iç içe... Duvardaki freskler, mermer mozaik taban ve tabiki heykeller... Romadaki en büyük kilise, 4. yy'da inşaa edilmiş, Vatikan'a geçmeden önce Papa'nın kaldığı saray olarak kullanılmış. Bir tanesi kapalı içeride sürekli ayin var...![]() Meryem ve kucağında İsa heykeli... Etrafında dolanan gavurlar haç yapıp saygı ile eğiliyorlar. Ben de dikkatle heykeli inceliyorum. Benim kapalı olduğum için müslüman olduğumu anlayıp bana ilginç ilginç merakla bakıyorlar :) ![]() Santa Maria Maggiore'den çıkıp otele doğru yürürken google earthde gördüğüm Domus Aurea'ya giriyorum. Antik Roma kalıntıları var. Üzerlerinde hiç bir anlatım tarih vs yok. Olsun diyorum çantamdaki katalogdan okurum ya da internetten araştırayım diyorum... Etrafındaki yeşillik boş alana insanlar köpekleriyle gelmişler. Etrafta çılgınca koşuşan bir dolu köpek ben iyice korkuyorum titreye titreye aşağıya doğru iniyorum... Kolezyuma doğru yürürken bir geri dönüp parkın güzelliğine bakıyorum... Köpekler de artık geride kaldı:) bu yoldan keyifli keyifli yürüyorum. ![]() Yolun sonunda kolezyum karşımda görünüyor... Oradaki büfelerde Roma askerlerine ait kıyafetlerin oyuncakları satılıyor. Çocuğun biri orada alıp hemen giyiniyor... Çocuk işte diyorum nerede hangi kültürde yetiştirilirse yetiştirilsin, asker kıyafetlerine zaafiyetleri var diyorum:) Çocuk bana kılıcı ile show yapıyor:) Ben de gülümseyip fotoğrafını çekiyorum:) Kolezyumun önünde müthiş bir kalabalık var. Atarabalarını çekmişler. At pisliklerinden yoğun bi koku. Etrafta işbortacılar. Zenciler çanta satıyor. Çinliler tripod. Bangladeşliler de biblolar... İtalyan 4-5 kişi ise Roma askerlerinin kıyafetlerini giymişler orada ücret karşılığı fotoğraf çektiriyorlar. Ben önlerinden geçerken önce bana fotoğraf istermisiniz diye soruyorlar. Hayır diyince çekebilirmiyim diye soruyorum sadece bir tane diyip izin veriyorlar. Böyle dağınık karışıklarken bir poz çekiyorum... Önlerinde tuttukları S.P.Q.R ise bir tur grubunun lideri anlatırken duydum Senatus Populus Que Romanus= Roma Halkı ve Senatosu Eski Roma'da Cumhuriyet Döneminin mutlak yasama yürütme birimlerinin simgesiymiş. Şehirde hala biryerlerde bu simgeyi görebiliyorsunuz. Mesela kanalizasyon kapaklarında ve çöp kutularının üzerlerinde... ![]() Roma Kapısının önünden geçip kabartmalara heykellere gündüz gözüyle bir daha bakıyorum. ![]() Bu mekanda Güney Koreli bir çift fotoğraf çekiniyor. Sizi çift olarak çekeyim mi diyorum sevine sevine tabiki diyorlar. Sonrada onlar beni çekiyorlar... Gezmeye devam etsem eminim ki eşime yetişemeyeceğim, kaptırıp uzaklaşmak istemiyorum. Onun için burada biraz etrafı izleyip Hotel Mercure'e (toplantı oteline) doğru gidiyorum. Zaten halsizim ve keyifsizim çok da gezme havamda değilim. Otele gidiyorum resepsiyondaki çocukla konuşuyorum. Toplantıdan haberi var. 12:30 da eşim ile buluşacağımı bunun için lobiye geçip geçemeyeceğimi soruyorum. Tabiki diyor. Beklemeye başlıyorum. Bir temizlikçi bayan var lobiyi temizliyor biraz onu izliyorum ne kadar ağır canlı diye de sinir oluyorum kendi kendime :) Sonra elimdeki Dost kitapevinden aldığım Roma kitapçığını okuyorum. Sıkılmaya başlıyorum zaman da geçiyor. Hiç bir yere de kıpırdayacak halim yok. Sonra da kendi kendime kızıyorum. Sen kalk Roma'ya gel. Hasta ol saatlerce lobide otur diyorum:) Derken 1,5 saat geçiyor toplantıdan ses yok. Bir not yazıyorum: "Erdal ben 1,5 saat bekledim ve çok sıkıldım. Şimdi çıkıyorum. (13:25) seni 16:30 gibi dünki Serseri İtalyan ile karşılaştığımızı Kolezyum'un karşısında beklerim Betül" Diyorum ve resepsiyondaki çocuğa not bırakıyorum. E neden msg atmadın diyorsunuz değil mi:) Sevgili eşim iki seferdir hattını uluslararası dolaşıma açtırtamadığı için bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Bu seferki gerçi AVEA'nın hatası. Açtık diyorlar. Roma havaalanına iniyoruz hat gelmiyor. Turkcell'de çok şükür hiç bir problem yok. İsviçre'ye indiğimizde direk Türk Konsolosluklarının tlf vs bilgi mesaj olarak geliyor. İtalya'da ise bilgi mesajları yerine aramalarınızı ++90533 XXX XX XX şeklinde yapın gibi bir mesaj geliyor. Atacağınız ilk iki mesaj ücretsiz diyor. Hattım açık olduğundan annemi böylece arayabiliyorum. Kardeşim çıkıyor abla bana güneş gözlüğü diye ısrar ediyor:) Resepsiyondaki çocuğa sanırım mola vermeyecekler, ben daha fazla beklemeyeyim diyorum. Notu resepsiyondaki çocuğa uzatıyorum bunu eşime verirmisiniz diyecekken bir telefon geliyor ve 13:30'da yemeğe çıkacakları haberi geliyor. Bir 5 dk daha bekliyorum ve eşim geliyor. Yanında ise karşı tarafın avukatı. Sisly . Belçikalı benim yaşlarımda 26-27 şeker bir bayan. Tanışıyoruz. Kızın uçağı olduğu için gitmesi gerekiyor ve ayaküstü 2-3 maddeyi konuşuyorlar. Kız gidiyor. Biz de birlikte çıkıp Kolezyumda bir tur atıyoruz. Şu roma askeri kılığındaki adamlardan biri eşime laf atıyor. Are you jealous? Eşimde "Of course" diyor:) Kıskançmısınız? Tabiki diyor. Neredensiniz diyor? Türkiye diyor eşim. Başlıyor saymaya salak adam. Beşiktaş, Fenerbahçe Galatasaraaay:) Birşeyler atıştırıyoruz, eşim toplantıya dönüyor Betül beni 16:00 gibi al diyor. Ben de çıkıp gezmeye devam ediyorum. Kolezyum Piazza Venezia'ya yürüyorum. Roma Forumuna doğru ilerlerken bakıyorum ki o salak adamlar kızlarla ilginç ilginç pozlar veriyorlar. Sarılıp dudaktan öpme sahnesi gibi birşeyler. Böyle birşeyi bize teklif etse eşim napardı bilmiyorum. Adam zekiymiş diyip yürüyorum... Bu yol üzerinde canlı heykeller var. Önlerindeki tenekeye para atınca size selam veriyorlar:) ![]() Roma Forum'una bakıyorum. ![]() Piazza Venezia'ya bir de gündüz gözüyle bakıyorum ve önünden dönerek Capitole Tepesine çıkıyorum... ![]() Aaaa Zerrin'in blogundaki heykeller diyerek fotoğraf çekmeye başlıyorum. Marcus Aurelio anıtına bakıyorum. Çok estetik... Aslında Sol tarafta müze var. Roma Pass almadığım ve ne kadar zamanda gezilebileceğini bilmediğim için vazgeçip arka taraftan Roma Forumuna bakıyorum fotoğraf çekip, çektiriyorum. Bir alman çift beni çekiyorlar. Yaşlıca neşeli insanlar:) Hayatınızdaki en güzel fotoğraf bu olacak vs gibi sözlerden sonra karı koca kahkahalarla beni çekiyorlar. ![]() Saate bakıyorum 15:45. Koşar adımlarla otele gidiyorum. Yoldan kilosu 6euroya 2 elma 2de armut alıyorum. Sırt çantama koyuyorum. Eşim çıkıyor Yıldız Hanım ile birşeyler konuşuyorlar sonra toplantı otelinden ayrılıyoruz. Eşim üzerindeki takım elbiselerini çıkarmak istiyor. Onun için Teti'ye dönüyoruz. ![]() Dönerken benim gündüz gezdiğim Santa Maria Maggiore'ye tekrar giriyoruz eşim gezmek istiyor. Böyle alt bir bölmede Papanın heykeline bakıyoruz. Bir kırlente dirseklerini koymuş. Kırlentteki kıvrımlar bile işlenmiş. Heykeldeki sanatı çok beğeniyoruz... Akşam da ayin devam ediyor. Eşim makinasını kapatıp içeri girip sıralara oturup izlemeye başlıyor. Bende boş boş geziniyorum. ![]() Kiliseden çıkınca tam karşıda tourizm information center var. Oraya giriyoruz. Roma Pass hakkında bilgi alıp bir harita daha ediniyoruz. Sonra Sightseeing otobüslerini soruyoruz (üstü açık gezi otobüsleri). Tam tourism information centerın önünden kalkanlara binip binemeyeceğimizi soruyoruz. Onların özel işletildiği söyleniyor. En ucuz ve uygun olanının 24 saatlik bileti olan 110 numaralı kırmızılar olduğunu söylüyorlar. Biz de otele gidip takımlar değişildikten sonra Terminiye kırmızı otobüslere gidiyoruz. Kişi başı 16Euro olan otobüse biniyoruz. Ve hiç bir durakta inmeden tüm şehirde nereler gezilmeli ona bakıyoruz. Yağmur yağıyor üstte olduğumuzdan ıslanmamak için şemsiye açıyoruz:) Ertesi gün tüm gün gezebileceğimiz yerler nereler görmek istiyoruz... 110 numaralı otobüslerin hop on/off'u var. Yani inmek istediğiniz durakta inip gezip, aynı yerden geri binip bir sonraki gezilecek yerde inilebiliniyor. Otobüse binince içeride sizden 16euro alıyorlar. Bilet veriyorlar. Bu biletleri 24 saat saklamanız gerekiyor. Her binişte göstereceksiniz çünkü. Size kulaklık ve bir harita veriyorlar. Harita üzerinde inip binilecek duraklar numaralandırılmış. Oturakların yanında ise kulaklıklarınızı takabileceğiniz bölmeler var. Her bir gezilecek noktada seçtiğiniz dile göre ( 8 farklı dilde anlatılıyor: İtalyanca, İngilizce, İspanyolca, Çince, Rusca, Almanca, Fransızca ) Bölge ile ilgili bilgi veriliyor. İnip bineceğiniz duraklarda da ise kırmızı kırmızı sightseeing diye yazıyor. Otele gidiyoruz Erdal bey üstünü değiştiriyor tam karşıda bir markete giriyoruz. Ben akşam oldu diye sabırsızlanıyorum ama Erdal Bey markette geziyorda geziyor bir o meyveyi alıyor bir bunu... Her birşeyi inceliyor. Sonra gidip domuz etlerinin karşısında durup durup bakıyor. Ben de sinirden çıldırıyorum. Marketten çıkıp üzüm ve dondurma yiyoruz sonra terminiye gidip Sighseeinge biniyoruz. En son tur 20:10'da ona zar zor yetişiyoruz. 1-1,5 saatlik bir tur atıyoruz. Vee otele dönüyoruz....
21:20 - 21/10/2008 - yorum {2} - yorum yazROMA 3. gün (04-10-2008)
22:34 - 20/10/2008 - yorum {yok} - yorum yazFLORANSA 1.gün (05.10.2008)
17:00 - 19/10/2008 - yorum {1} - yorum yaz
|
Tanım Gezelim Görelim :) Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Kategoriler
- Brüksel 1.gün- 2.gün (03/04-11-2009) - Brüksel 3.gün (05-11-2009) - Brüksel 4.gün-Amsterdam 1. gün (06-11-2009) - Amsterdam 2.gun (07-11-2009) - Amsterdam 3.gün (08-11-2009) - PARIS 1.gün (29-06-2009) - PARIS 2. gün (01-07-2009) - PARIS 3. gün (02.07.2009) - PARIS 4.gün (03.07.2009) - PARIS 5.gün (04.07.2009) |